Nükleer Enerji Bilgi Platformu (NÜKTE) Sözcüsü Adil Buyan, gerek tek katılımcı olması ve aşırı yüksek teklif, gerekse de şartnamedeki eksiklikler nedeniyle nükleer santral yarışmasının iptal edilmesi gerektiğini söyledi.


Buyan, Türkiye’nin nükleer teknolojiyi ülkeye getirme iradesinin hep olduğunu, ancak yıllara yayılan inanılmaz tutarsızlıklar neticesinde 5. niyettin de boşa gittiğini savundu.

Buyan, şöyle dedi:”Rusya’nın İran’a verdiği teklif anahtar teslim 1,7 milyar dolar. İran,
böylelikle kurmak istediği 4 santrali 6,8 milyar dolara mal edecek. Türkiye ise kurmak istediği 4 santral için çok yüksek aşınma payı (amortisman) sebebiyle hem çok yüksek bir bedel ödeyecek hem de ciddi oranda pahalı elektrik satın alacaktır. Batı ülkelerinde ortalama amortisman payı hariç nükleer elektrik maliyetinin kilovat saatte (kwh) 2,5-3,5 cent’tir. Verilen teklifin amortisman dahil 21,16 cent/kwh olması işi çıkmaza soktu. Atomstroyexport Inter Rao-Park Teknik ortaklığının fiyat için verdiği revize zarfı teklif yerine geçecek yeni bir zarf olduğu için iade edildi.”Türkiye’nin nükleer enerji tarihinde ortalama her 8 yılda bir sonuçsuz ihale olduğunu anlatan Buyan, şöyle devam etti:
”İlk olarak 1968-1969 tarihlerinde ABD – İspanyol firmaları ile fizibilite çalışmaları başlatıldı. Söz konusu firmaların 400 megavat (MW) Candu tipi önerisi sonuçsuz kaldı. Sonrasındaki 1975-1976 Ecevit-Erbakan dönemindeki yapılan pazarlıklar, dış baskılar nedeniyle yine sonuçsuz kaldı. 1982-1985 Özal döneminde dosya yeniden açıldı. Devam eden dış baskılar, kredi sıkıntıları ve çevreci eylemler buna yine izin vermedi. 1998-2000 Ecevit-Yılmaz döneminde ise yine dış baskılar ve şartnameye aykırılıklar engel oldu. 2008-2009 AK Parti döneminde de son yarışmayla karışık ihalede, gerek tek katılımcı ve aşırı yüksek teklif ve gerekse de şartnamedeki eksiklikler nedeniyle ihalenin iptali yine kaçınılmaz hale geldi.”

”BİLGİ KİRLİLİĞİ VE MAHALLE BASKISI VAR”

Türkiye’de ”nükleer enerji” konusunda çok ciddi bilgi kirliliği ve mahalle baskısı olduğunu savunan Buyan, ”Tartışmalarda birinci dereceden sorumluları olan fizik ve nükleer mühendisler yerine ikinci veya üçüncü dereceden sorumluların ideolojik açıklamaları etkili oldu. Ayrıca bazı mühendis odaları da bu karşıt oluşumlara destek verdi. Sonucunda Türk halkında, ciddi bir nükleer ve radyasyon paranoyası doğdu” değerlendirmesinde bulundu.Buyan, söz konusu bilgi kirliliği gidermek üzere konunun uzmanları ve üniversite öğretim üyelerinin desteğiyle 2005 yılında Nükleer Enerji Bilgi Platformunu (NÜKTE) kurduklarını kaydetti.Türkiye’nin nükleer enerji konusunda yetişmiş personeli olduğunu, yurt dışında ise 700′ün üzerinde bu konuda çalışan uzman ve mühendisi bulunduğunun altını çizen Buyan, ”nükleer teknolojinin ülkemizde olmaması nedeniyle okullarımız bu konuda Türkiye için değil AB ve ABD için eleman yetiştiriyor” dedi.Nükleer santrallerin çevre ve insan üzerinde riskleri olduğu yolundaki endişelerini değerlendiren Buyan, Türkiye Atom Enerjisi Kurumunun (TAEK), santral yapılacak yer belirleme konusunda tüm uluslararası kuralları uygulayarak dünya standartlarında yer tespiti yaptığını ve lisansladığını belirtti.Buyan, ”Akkuyu yıllar önce lisanslanmıştır. Sinop ise bitmek üzeredir. Bir yer lisanslaması ise 2-4 yıl arası süre almaktadır. Viyana’da bulunan ve Birleşmiş Milletlere bağlı olan UAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı) kriterleri tüm üye ülkelerin uymakla yükümlü olduğu şartları belirler. Türkiye
zaten bu ajansın ilk üyelerinden” şeklinde konuştu. Türkiye’nin doğal gazdan sonra nükleer enerji konusunda da Rusya’ya bağımlı kalacağı şeklindeki görüşleri değerlendiren Buyan, ”Teknolojiyi ‘doğu-batı’ diye aramak mantıklı değil. Nükleer santral yakıt bağımlılığı konusunda diğer enerji türlerine göre en düşük olanıdır. En pahalı elektriğin doğal gazdan, en ucuz elektriğin ise nükleerden elde edildiği herkesin malumu. Türkiye doğal gaza bağlanmakla en büyük hatayı yaparak AB içinde doğal gazla elektrik üretim lideri oldu. Bu nedenle Türkiye’de elektrik fiyatlarının düşmesi olası değil ve fiyat artışları da devam edecek. Türkiye 3-4 nükleer santralini yapmayı başarması durumunda yüzde 85 yerli katkı oranına rahatlıkla ulaşabilir” dedi.

(SUL-MTN)

29.01.2009 11:13:11