kırgızistan

a. ÜLKE BİLGİLERİ

Resmi Adı

Kırgız Cumhuriyeti

Cumhurbaşkanı

Asker AKAYEV

Bağımsızlık Kabulü

31 Ağustos 1991

Nüfusu (1999)

4.852.400

Yüzölçümü

199.900 km²

Resmi Dil

Kırgız Türkçesi

Konuşulan Diller

Kırgızca ve Rusça (Oranları belirsiz)

Başkenti

Bişkek (Eski Fruze) 626.000

Milli Marşı

Kırgız milli marşına ait şiir, Calil Sadıkov ve Şaban Kuluyev tarafından yazılmıştır ve 300 şiir arasıdan yarışma ile seçilmiştir.

Yönetim Türü

Cumhuriyet

Yasama Gücü

Parlamento

İdare Bölümleri

6 bölge: (Çuy (771.700), Issık-Göl (415.900), Narın (249.100), Talas (199.500), Celal-Abad (871.400), oş (1.555.300).

Para birimi

Som

Komşuları

Kazakistan (Kuzey), Çin Halk Cumhuriyeti (Güneydoğu ve Doğu), Özbekistan (Batı), Tacikistan (Güneybatı)

Nüfus Yapısı (1999)

Kırgız (%61.2), Rus (14.9), Özbek (%14.4), Ukraynalı (%1.5), Diğer (%7.8)

İklimi

Karasal

Dış İlişkileri

Kırgızistan’ı 135 ülke tanımış, 96 ülkeyle diplomatik ilişki kurmuştur.

Ulaşım

Demiryolları (1990) : 370 km, Karayolları (1990) : 28.400 km.

l- TABİAT ŞARTLARI VE İKLİM

Kırgızistan Türklerinin yaşadığı ülke manasına gelen Kırgızistan’ın bugünkü yüzölçümü 199.900 km², nüfusu 4,5 milyon ve başkenti Bişkek şehridir. Kırgızistan, Kazakistan, Özbekistan ve Çin işgalindeki Doğu Türkistan ile komşu bulunmaktadır.

70-80 Doğu enlemi (Greenwich’c göre) 43,24 – 39,37 Kuzey arzı arasında bulunan Kırgızistan Cumhuriyeti, orta Asya’nın Kuzey-Doğu köşesindeki dağlık bölgede kurulmuş bir Müslüman Türk Cumhuriyetidir. Doğu-batı arasındaki uzunluğu 925 km, Kuzey-Güney doğrultusundaki genişliği 454 km’yi bulur. Kuzeyinde İli ötesi Ala-Tavı, Küngey, Kırgız Dağları sırtları ve daha ötede, Batı’ya doğru Çu nehri, Batı’da Tanrı Dağları (Tiyan-Şan) silsilesinin Güney Batı kısımları (5.500 m. yükseklikte), Güney’de İli Ötesi dağ sırtları (7.000 m yükseklikte), Doğu’da Tanrı Dağları (Tiyan-Şan)ın orta kısmı (Han Tengri, 7000 m.) ve Güney Doğu’da Kaşgar ve Kök-Şal Dağları hudutlanır. Tanrı Dağları (Tiyan-Şan) eteklerinin bir kısmını teşkil eden Çu ve Talas nehirleri vadileri ile Fergana vadisi buraya dahildir.
Dağlık bir bölgede olan Kırgızistan’da çeşitli göller oluşmuştur. Dünyadaki en büyük krater göllerinden biri olan Issık-Köl Kırgızistan’da bulunmaktadır. 6.202 km² bir alana sahip olan Issık-Köl, 702 metrelik derinliği ile büyük bir su rezervine sahiptir. Krater gölü olması sebebiyle suları sıcaktır. Sıcaklığını şiddetli kış mevsimlerinde bile korur. Bu nedenle “Sıcak göl” manasına gelen “Issık Köl” denir. Gölün deniz seviyesinden yüksekliği 1609 m.dir. bu yüksekliği ile Güney Amerika’da yer alan Titicaca Gölü’nden sonra yükseklik ve sıcaklık bakımından dünyanın ikinci büyük gölüdür.Son-Kol ile Çatır-Kol diğer büyük gölleri teşkil eder. Bu dağlık ülkede akan nehirlerin en belli başlılarını ise şöyle sıralamak mümkündür; Narın Nehri, Tar Nehri, Kurşat (Sir Derya’ya akar), Kızıl Su (Amu Derya’ya kavuşur), Aksu Nehri, Aksay-Koşkul (Tarım’a akar), Mucun Nehri, Çu Nehri, Talas Nehirleridir. Bu nehirler üzerinde kurulan sayısız hidro-elektrik santrallerinden bol miktarda enerji elde edilir (165-175 milyar kw). Bu santrallerden elde edilen enerji Kırgızistan’a yettiği gibi, komşu ülkelere de ihraç edilir.
İdari bakımdan olduğu gibi iktisadi bakımdan da ülke bölgelere ayrılmıştır. Bu iktisadi bölgeler şunlardır:

Fergana: Ülke nüfusunun %42’sini barındıran bu vadinin pamuk, ziraat ve hayvan üretiminde de başta geldiği bilinmektedir.

Çu ve Kebin Vadileri ile Ala-Tav Etekleri: Bu bölgede ziraat, tütün ve hayvan üretiminde önde gelir.

Talas Vadisi: Ziraat, tütün ve hayvan beslemede önde gelen bölgelerden biridir.

Issık-Köl Havzası: Hayvan besleme, afyon ve hardal yetiştirmede önemli bir merkezdir. Tanrı Dağları (Tiyan-Şan) Bölgesi hayvancılıkta ve ziraatçılıkta ileri gitmiştir.

Kırgızistan’da genel olarak karasal iklim hüküm sürer. Yazlar sıcak ve kurak, kışlar soğuk ve kar yağışlıdır. Ülkenin diğer Türk ülkelerinden daha yüksek oluşu, kışların daha şiddetli geçmesine yol açmaktadır.

Nitekim Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’te en yüksek sıcaklıklar, Temmuz ve Ağustos aylarında görülmekte v e34 dereceyi bulmaktadır. En düşük sıcaklık ortalaması, Ocak ayında –24 dereceye kadar düşmektedir. Yıllık en yüksek sıcaklık ortalaması 21,7 derece iken, en düşük sıcaklık ortalaması –4,6 derece olarak tespit edilmiştir. Kuşkusuz bu değerler, Kırgızistan’daki sıcaklık farklarının ne derece yüksek olduğunu ortaya koymaktadır. Temmuz ayı ortalamaları ülke içinde, 25 derece ile 6 derece arasında değişirken, Ocak ayı ortalaması ise –5 derece ile 38 derece arasında yaşanmaktadır. Öte yandan Bişkek’te ortalama yıllık yağış miktarı 585 mm. Olarak ölçülmüştür. Yağışın %44’ü ilkbaharda, %20’si yaz ve %20’si sonbaharda düşmektedir. Kış mevsiminin payı ancak %16’dır.
Kırgızistan iklimini ayrıntılı bir şekilde incelediğimizde bazı farklar göze çarpar. Dağların etek bölgeleri, sıcak çöl rüzgarlarının etkisi altındadır. Yüksek dağlarda da soğuk çöl şartları hüküm sürer. Batı ve Kuzeydeki dağların yamaçları 200-335 mm’ye kadar yağış alır, yüksek vadilerde ise 100-150 mm’ye kadar azalır.
Kırgızistan’ın düzlüklerinde bozkır, yüksek yaylalarda kutup altı, yüksek dağlarda tundra ve Narin Vadisi’nin doğusu ile Issık Gölü kıyılarında Akdeniz iklimine benzer bir iklim görülmektedir.
Ülke topraklarının %6’sı ormanlarla kaplıdır. Ormanlar daha ziyade dağların 2000 m. yüksekliğine kadar tutunabilmiştir. Daha yüksek kesimlerde Alpin çayırları vardır. 3200 m. dolayında otsu formasyon yaygınlaşır.

2. TARIM VE HAYVANCILIK

Tarım sektörü Kırgız ekonomisinde önemli bir yere sahiptir. 1997 yılında tarım sektöründe %10,7 1998 yılında ise %4 oranında bir büyüme gerçekleşmiştir. Böylece bağımsızlığın kazanılmasından sonra ilk defa sektörde sağlanan bir canlanma gözlenmektedir.

Başlıca tarım ürünleri tütün(yıllık 55,000 ton), yün, pamuk, deri, ipek, meyve ve sebzedir. Tarım sektörü GSYİH içindeki %40 oranında payı ile GSYİH’ya en önemli katkıda bulunan sektördür. 1997 yılında bu ürünlerin üretiminde önemli derecede artış kaydedilmiştir. Tütünde %44, patateste %21 ve sebze-meyve üretiminde % 30 artış göstermiştir. Tarımsal üretimin büyük bir kısmı özel sektör tarafında gerçekleştirilir.
Ülke yüzölçümünün %37,5′unu oluşturan Fergana Vadisi(72.000 km) Kırgız nüfusunun %42′sinden fazlasını barındırır. Fergana vadisi Kırgızistan’ın mükemmel bir “tarım kuşağını” oluşturur. Pamuk, arpa, tütün, kenevir, üzüm, meyve ve çeşitli sebzeler yetiştirilir. Ülkede yapılan 30,000 km uzunluğundaki sulama kanalları sayesinde, l milyon hektar arazi sulanabilmektedir.
1996 yılında ülkenin hububat ihtiyacımın yalnız %40′ı ülke içinde üretilmekte iken 1997 yılındaki üretimde kaydedilen %21,8 araş sonucu hububat konusundaki dışa bağımlılık azalmıştır, şeker, bitkisel yağ ve süt ürünlerinde dışa bağımlılık devam etmektedir.Sektörde potansiyelin altında üretim yapılmaktadır, Tarım üretimi ve verimliliğinde 1996 yılma kadar yasana düşüşün nedenleri çiftçi gelirlerinin düşük olmasına, doğal kaynakların bozulmasına, sulama sisteminin, teşviklerin ve toprak edinme sisteminin yetersizliğine bağlanmaktadır. 1997 verilerine göre ekilebilir alanların ancak %85′i ekilebilmiş, %8′i nadasa bırakılmış, %6′dan fazlası ise boş bırakılmıştır. Tarım alet ve makinaları yetersiz durumdadır. Yüksek fiyatlar nedeniyle yeni alet ve makine alınamamakta, nitelikli tohumluk ve tanın ilacı kullanılamamaktadır.

Özelleştirilmiş yada özelleştirme sürecindeki tarım işletmeleri yabancı yatırımlar için yeni olanaklar sağlamaktadır. Yerli yatırımcılar EBRD ve yeni dört işletmeci Kırgız Taran İşletmesi (KAÇ) adındaki yeni bir işletmeye 22 milyon dolar yatırım yapmışlardır. KAÇ projesi çerçevesinde 50 bin hektarlık ekimi sağlanacak ve 300 bin ton tahıl işlenebilecektir.
Ülkenin dağlık oluşu tarıma pek imkan vermemektedir. Bu nedenle Kırgızlar dağlık alanda hayvancılıkla daha fazla uğraşmışlardır. Hayvancılıkla uğraşan Kırgızların çoğu, ilkbahar sonu ve yaz mevsiminde köylerini terk ederek daha yüksek yaylalara göç ederler. Yaylalarda koyun ve yak beslenir. Yaylacı Kırgızların ana besin kaynağını et, süt ve peynir oluşturur. Koyun ve at en fazla beslenen hayvanlardır.

31 Aralık 1997 tarihi itibariyle ülke genelindeki canlı hayvan mevcudu şöyledir.

Büyük baş ………… 873.300

Koyun ve Keçi….. 9.278.300

Domuz……………… 88.500

Kümes hayvanı….. 2.148.100

Tüm bölgeler ortalamasına göre 1997 yılında hayvan sayısındaki genel artış oram %2,4 olmuştur. Sadece koyun ve keçi sayısında %3,2 oranında düşüş yaşanmıştır.

Yaklaşık 10 milyon koyundan yılda 38,600 ton yün elde edilir. Bu nedenle Kırgızistan Bağımsız Devletler Topluluğu toplam yün üretiminin %61′ni karşılar.

Dağların yüksek kesimlerinde bir cins sığır olan Yak besiciliği önem arzeder. Yak, boynu kırmızı hörgüçlü, uzun fallı, alaca veya kırmızı renkli bir cins sığırdır. Soğuğa dayanaklı olması dolayısıyla Kırgızistan en ideal besin alanlarından biridir, Kırgızistan’da çalışabilen nüfusun %34′ü tarım ve ormancılıkta çalışmaktadır. Ülke dağlarında yer alan ormanlardan faydalanılır. Ayrıca 600.000 hektarlık bir alanda ceviz ağacı yetiştirilir ve elde edilen kereste ihraç edilmektedir.

 

3. DOĞAL KAYNAK VE ENERJİ

Kırgızistan’ın jeolojik yapısı fevkalade özel bir görünüm sergilemektedir. Çünkü ülke yeryüzünün en önemli iki kıvrım kuşağının adeta birbirine düğümlendiği bir noktada yer almaktadır. İşte bu merkezi jeolojik yapı, Orta Asya’nın çok zengin yataklar halinde bulunan petrol ve doğalgaz kaynaklarına yeterince sahi olmamakla birlikte, bu iki kalem dışında dünyada mevcut olan tüm önemli yer altı kaynaklarını bünyesinde barındırmaktadır.

Kırgızistan Cumhuriyetine ait madenler ulusal mülkiyettir. Alım satım taahhüdü altında değildir. Madenler alıcılara kullanılmak üzere verilir. Karşılığı ise yatağın endüstriyel olarak işletilmesi sırasındaki ekonomik değeri esas alınarak taksitler halinde tahsil edilir. Kırgız Cumhuriyeti Hükümeti madenlerin idaresine yönelik fonksiyonlarını devlet adına Kırgız Devleti Jeoloji Komitesi (KSCG)’ne devretmiştir.

Kırgızistan topraklarında 115 çeşit mineral yatağı ve zuhuru ortaya çıkarılmıştır. Devletin hammadde hammadde kaynak stoklarında 1000’den fazla endüstriyel yatak ve cevher zuhurları olmakla birlikte, 170000’den fazla doğal mineral hammadde ocağı mevcuttur. Günümüzde devletin 250’den fazla maden araması yapılmış ocağı bulunmaktadır. Kömür, petrol, gaz, demir dışı ve nadir metaller (bakır, kurşun, çinko, antimuan, kalay, volfram vb.) altın, nadir toprak ve radyoaktif elementler, çeşitli tipte yapı malzemeleri, kimyasal taşlar, yer altı tatlı ve sıcak mineralli su kaynakları mevcuttur.
Kırgız Cumhuriyetinin mineral kaynakları sadece bulunan yataklarla sınırlı değildir. Çeşitli tipte 2500’den fazla mineral zuhuru bulunduğu da ortaya konmuştur
Kırgızistan’da Kumtar, Jarur, Makmar, Tellibulak Lavobarazni’de ve Akyüz-Bordu cevher bölgelerinde küçük ve orta ölçekli altın kaynakları mevcutturŞu anda ülkenin bu altı değişik bölgesinde tahmini rezervleri 2 ile 20 ton arasında değişen yataklar tespit edilmiş olup, bölgenin jeolojik yapısı müteakip yıllarda yapılacak aramalarla mevcut yatakların birkaç katı miktarında yeni altın yataklarına ulaşılacağını göstermektedir. Bugün itibarıyla Kumtar Bölgesindeki altın yataklarından yılda 1,5 tonluk istihsal kapasitesi ile altın elde edilmekte ve sadece bu yataktan istihsal edilecek altın miktarının 2000 yılından önce yılda 15,18 ton seviyesine çıkartılması programlanmış bulunmaktadır.
Büyük altın yatakları altın-bakır, altın-antimuan, altın-polimetal, altın-kobalt vb. gibi bileşik cevher yataklarında yoğunlaşmıştır. Bu gibi mineral yataklarında altın genellikle kalıntı bir bileşik olup, altının cevherden ayrıştırılması teknolojik olarak zor ve bazen de ekonomik açıdan rasyonel değildir. Buna rağmen, bazı ülkeler bileşik cevherler için büyük ölçekli endüstriyel işlemler uygulamakta ve sonuçta önemli miktarda altın işlemektedir. Kırgızistan’da Çatkal, Sandalaş nehir havzalarında ve Talas çöküntüsündeki Kırgız Dağı’nın sırtındaki güney yamaçta, bir grup altın-bakır yatağı bulunmuş ve işletilmiştir (Tardilbulak, Andaş ve Aktaş) Doğu Alai’deki Savoyardi yatağı altın-antimuan tipindedir. Kırgız Dağları7ndaki Kuranjailyau yatağı ise altın-polimetal tipindedir. Kapkatas Dağları’ndaki Minonov yatağında da altın ve bizmut cevheri vardır.

Makmal yatağındaki altın, devletin bünyesindeki “Kırgız Altın”a ait bir grup altın cevher işletmesi tarafından işletilmektedir. Buna da açık işletme yöntemi uygulanmaktadır.
Kırgızistan’da eski madenciler, Talas sırtının kuzey yamacından çok miktarda gümüş çıkarmışlardır. Kırgızistan’da önemli miktarlarda demirli metal, demir ve titanyum yatakları bulunmuştur.
Henüz hiçbiri işletmeye açılmamış olan zengin demir yataklarından sadece Narın bölgesindeki Jatim yataklarında 5 milyar tonluk cevher rezervi tespit edilmiştir. Aynı şekilde yine hiçbirisi işletilmeye açılmamış zengin titanyum yatakları bulunmaktadır
Kırgızistan, eski Sovyetler Birliği ve bugünkü BDT ülkeleri içerisinde tek cıva üreticisi olan ülke konumundadır. Şimdilik ülkenin bilinen 4 cıva yatağında 50 bin tona yakın cıva rezervi tespit edilmiştir. Yıllık ortalama 700-800 tonluk üretim kapasitesi ile sadece bilinen bu cıva rezervleri bile 60-70 yıllık bir üretim potansiyelini ifade eder. Yine BDT ülkeleri içerisinde antimuan yataklarına sahip tek ülke Kırgızistan’dır.
Alüminyum, bakır, bizmut, kalay volfram, cıva ve antimuan yatakları, demirdışı ve nadir metallerin hammadde tabanını teşkil eder. %20-22 alüminyumoksit içeren Sandık ve Zardanak yataklarındaki nafatinli siyanitler, alüminyum üretimi için kullanılabilirler. Bu yatakların rezervleri önemli miktarlara ulaşmaktadır.

<Ülkedeki bakır üretimi, Çatkal Bölgesindeki Kuru-Tigarak ve Bozymcak yatakları esas alınarak yürütülebilir.

Kalay ve kalay-volfram mineralizasyon birimlerine Sarıcaz Cevher Bölgesinde rastlanmaktadır. Buradaki başlıca incelenen yataklar Trudovay, Uchkoshkan ve Kansu’dur.

Ülkenin mermer, granit ve kireçtaşı gibi yapı endüstrisinde kullanılacak doğal kaynakları son derece büyük bir çeşitlilik ve zenginlik arz etmekte olup, bu kaynakların tespit edilmiş rezerv toplamı 40 milyon m3 üzerinde bulunmaktadır. Bu sahadaki yıllık istihsal kapasitesi azami 200 bin m3 civarında olduğuna göre, ülkenin inşaat sanayii için gerekli olan bu maddeler yönünden asgari 200 yıllık bir doğal kaynağa sahip olduğu anlaşılmaktadır.

Ülke ayrıca termal ve maden suyu kaynakları açısından şaşırtıcı bir zenginliğe sahip bulunuyor. Anılan termal kaynaklardan halen Issık Göl ve Celal-Abad Bölgesi’ndeki sağlık merkezleri ve otellerde faydalanılmakta, maden suları ise önemli bölümü Bişkek ve Aksu bölgelerinde olmak üzere çeşitli istihsal merkezlerinde şişelenerek pazarlanmaktadır.

Enerjisinin büyük kısmını ithalatla karşılayan Kırgızistan’ın enerji tüketimi, sanayi yapısına ve kişi başına düşen gelire oranla bir hayli yüksektir. Enerji tüketiminin yarıdan fazlası petrol ve doğalgazdan oluşmaktadır. Kişi başına düşen enerji tüketimi yaklaşık 0,715 TEP’dir. Hidroelektrik enerjisinin tamamı, kömürün ise büyük bir kısmı yurt içinden temin edilirken, petrol ve doğalgaz ihtiyacının önemli bir bölümü ithalatla karşılanmaktadır.

Hidroelektrik enerji, Kırgızistan’ın en önemli enerji kaynağıdır. Cumhuriyet, ürettiği enerjinin büyük bir kısmını Özbekistan, Kazakistan ve Tacikistan’a satmaktadır.

Hidroelektrik en yüksek seviyesine, nispeten daha az enerji ihtiyacı duyulan yaz aylarında ulaşılmaktadır. Ülkenin yıllık toplam hidroelektrik potansiyelinin 142500 milyon kWst, potansiyel kapasitenin ise, 26000 mWst civarında olduğu tahmin edilmektedir.

Enerji sistemi, 659000 kW’lık termik santral ve 271300 kW’lik 18 hidroelektrik santralini kapsayan, toplam 33720000 kW’lık kapasitesi olan ve donanımları hazır durumda bulunan 20 güç istasyonunu içermektedir.

Kırgızistan, belirtilen 3400 MW’lık toplam kapasitesi haricinde, 2700 MW’lık kapasiteli hidroelektrik tesisleri işletmektedir.

Narın Nehri neredeyse tesise dönüştürülmüştür ve bu kapasitenin 2600 MW’ını karşılamaktadır. Toktagul hidroelektrik santralinde, uzun vadeli ihtiyaçlara cevap verebilecek bir su regülasyon barajı bulunmaktadır.

Kırgızistan’ın petrol ve gaz yatakları Fergana Vadisi’nin kuzeydoğu kesiminde yer almaktadır. Bu yataklar petrol ve gaz oluşabilecek şekilde tabakalıdırlar.

Şu anda Sanayi Bakanlığı’na bağlı bir endüstri kuruluşu olan Kyrgyz Naft Şirketi, 7 petrol, 3 de petrol ve gaz yatağı işletmektedir.

1991 petrol üretiminin yarısı ulaşımda, bunun da %28’i havayollarında, kalanın büyük bir kısmı ise karayolu taşımacılığında kullanılmıştır.

Kırgızistan, petrol ürünleri ve doğalgaz ithalatını, yaptığı anlaşmalar çerçevesinde; Özbekistan, Türkmenistan, Kazakistan ve Rusya Federasyonu’ndan sağlamaktadır.

Devlet kurumu olan “Kırgızoil”, petrol ve gaz çıkartılması, nakliyesi, tespit edilmesi ve sondaj işlerini yerine getirmektedir.

Faaliyette olan 12 yataktaki petrolün üretimi yıllara göre düşüş göstermektedir.

Kırgızistan, orta Asya’daki bütün kömür rezervlerinin yaklaşık yarısını elinde bulundurmaktadır. Kahverengi ve bitumlu kömür yatakları Tuştuk Fargana (Sulyukta, Kızıl-Kiya, Başburhan), Üzgen (Kok-Yangak, Taşkömür b.) Kavak (Minkuş, Karakeçi vb), Issık-Kul (Jargalan, Soguty) ve Alay (Norus-Kul) kömür bölgelerinde bulunmaktadır. Genellikle açık işletme şeklinde olan kömür madenciliği ülkenin güney kesiminde yürütülmektedir. En son araştırmalar, rezervi yaklaşık 5 milyar ton tahmin edilen Soklı ve Sakımarda arasındaki bölgede kahverengi kömür sahasının varlığını ortaya çıkarmıştır.

Ayrıca hükümet 1994 yılından başlayarak, güneş, rüzgar, jeotermal, mini hidroelektrik santralleri gibi konvaksiyonel olmayan enerji kaynaklarından da yararlanmıştır.

 

 

 

 

4. SANAYİ

Kırgız Cumhuriyeti’nin ekonomisinde tarımdan sonra ikinci büyük sektör sanayi sektörüdür. Ancak, tarım ve yeraltı kaynaklarının işlenmesine yönelik bir takım sanayiler kurulmuş ve gelişme göstermiştir. Özellikle gıda sektöründe önemli sıçramalar kaydedilmiştir. Kırgızistan gıda sanayi ve konservecilik alanında BDT ülkeleri arasında dördüncü durumdadır. Bunun yanı sıra pamuk, ipek ve yün işleyen fabrikalar olmasına rağmen, bunlar eski teknoloji ile donatılmış, verimli olmakta uzak işletmelerdir.

Ekonominin yarattığı zor koşullar, doğal olarak sanayi sektörünü de olumsuz etkilemiştir. Finansman yetersizliği, hammadde ve malzeme yetersizliği ve eski teknoloji sorunları ile karşı karşıya olan Kırgızistan’ın sanayi üretiminde, geçmiş yıllarla kıyaslandığında sürekli bir düşüş gözlenir. 1994 yılının ilk yarısında sanayi üretimi 3910 milyon Som olarak gerçekleşmiştir ki bu rakam 1999 yılının aynı dönemi ile kıyaslandığında %269’luk bir düşüş olduğu göze çarpar. 1993 yılında ise bir önceki yıla göre düşüş %24 olarak gerçekleşmiştir. 1994 yılının ilk yarısında 50 sınai üretimini durdurmuş, 20 sanayi tesisi de düşük kapasite ile çalışmaya başlamıştır. Metal sanayiinde üretim %61 azalmış, elektrik enerjisi ile çalışan makineler, araba yedek parçası imal eden tesisler, bilgisayar ve izole kablo üretimi tamamen durmuştur. Bina üretiminde kullanılan ara madenlerin üretilme oranı %40 gerilemiştir. Tüketim malları üretimi, yılın ilk altı aylık döneminde 1424,5 milyon Som olarak gerçekleşmiştir. Ayakkabı, dokuma, konfeksiyon ve çocuklarla ilgili tüketim mallarının üretimi %60-80 oranlarında azalmıştır.

1996 yılından itibaren sanayide olumlu gelişmeler yaşanmaya başlanmıştır. Yeni dönemde petrol işleme sektörünün temeli atılmıştır. Kırgızistan’da gelecek vaat eden sektörler arasında maden ve hidroenerji sektörleri bulunmaktadır. 2000 yılında ülkede 14,031 milyar kW enerji üretilmiştir. Aralık 2001’de kabul edilen yeni kanun gereğince Kırgızistan’ın su kaynakları ticari bir mal olarak kabul edilmiştir.

2000 yılında maden sanayiinde 9,7 milyar Som’luk ürün üretilmiş, bunun %95,3’i renkli madenler sanayisine tekabül eder. 1986 yılında kurulan Makmal altın madeni tesisi 2000 yılında 2,1 ton altın üretmiştir. Kırgız Kanada “Kumtor Operating Company” ortak şirketi (1906 yılında faaliyete geçmiştir) sadece 1998 yılında 20,3 ton altın satmıştır. Altın elde edilmesi Kara-Balta maden fabrikasında yapılmaktadır. Söz konusu fabrika uranyum madenlerini de işlemektedir.

Kırgızistan, BDT ülkeleri arasında sürma üretimi konusunda tekelci konumundadır. Kadam-Cay Sürme fabrikası Tacikistan-Kazakistan ve Saha Yakutistan’dan gelen sürme hammaddesini işlemektedir. 1942’de cıva fabrikası olarak kurulan Haydarkan Devlet Anonim Şirketi 2000 yılında 33,8 ton cıva üretmiştir.

Kırgızistan yamaçları ormanlarla kaplıdır, bu da yüzölçümünün %3,7’si civarındadır. Ülkenin 600.000 hektarlık tarım arazisinde ceviz ağacı ekili olup, ağaçların kerestesinden yararlanılmaktadır.

Ülkede milli parklar ve doğal rezerv alanları %0,4’dür. Planlara göre bu alan %2’ye kadar yükselecektir. Bu alanla da flora ve fauna doğal denge şartları altında bulundurulacaktır.

Kırgızistan’da hafif sanayi kesimi ekonomide büyük yere sahiptir. Ülkede bu alanda faaliyet gösteren 125 kuruluş vardır. Hafif sanayi kesiminin başlıca üç alt kesimi vardır. Bunlar yüzdelerine göre sırasıyla %26,2 tekstil, %8,6 konfeksiyon, %2,2 deri, ayakkabı ve kürk’tür. Tekstil sektöründe 12 fabrika ve birlik (holding) vardır. Üretimin bir bölümü ihraç edilmektedir. Örneğin saf yünden iplik veya ipliklik yün gibi.

Hafif sanayi toplam sanayi üretiminin %30’nu üretmektedir. KOBİ’Ler hafif saniyede daha başarılı bir şekilde gelişmektedir. Şırdak, tuz, kiyiz milli motifli deri ürünlerini üreten çok sayıda özel işletmeler ortaya çıkmıştır.

Oş kendinde Büyük İpek İşleme Fabrikası için Kırgız – Lihtanştayn ortak yatırımı yapılmıştır. Şirketin adı “Alay İtal” olmuştur.

Kürk ve konfeksiyon sektöründe 25 fabrika vardır. En büyükleri başkent Bişkek’dedir. Kırgızistan’da yerli kürk hammaddesini işleyen 2 fabrika bulunmaktadır. Deri sanayinde 10 fabrika faaliyettedir. Bunların 6’sı ayakkabı, 1’i deri eşya, kalan 3’ü ise ham deri işleme fabrikalarıdır. Ham deri işleyen fabrikalardan İtalya’ya domuz derisi, ABD’ye keçi derisi ihracatı yapılmaktadır. Frunza Deri Fabrikası’ndan da Türkiye’ye kösele ihracı yapılmaktadır. Ayrıca ham ve yarı mamul deride gönderilmektedir. Hollanda’ya ise, domuz derisi hammaddesi ihraç edilmektedir.

 

Tokmak kentinde 1 deri fabrikasının yapımı 1993 yılında bitmiştir. Oldukça büyük kapasiteli olan fabrika, günlük 60 ton sığır derisi, 4 bin koyun derisi ve 1000 domuz derisi işleyebilecek kapasitede olup, Kırgız Türk Limited Şirketi (Promota’nın ortaklığı) tarafından kurulmuştur.

Elektrik makinelerini Elektrik Makineleri Kurumu üretmektedir. Kurumun 11 fabrikası vardır. İnşaat malzemeleri (kiremit, tuğla, boya, sıhhi tesisat) üretim tesislerine büyük ihtiyaç duyulmaktadır. Ekmak ve unlu mamuller sanayi ise, gelişme göstermektedir.

Kırgızistan’da sanayi, idari bakımdan 1991 Mart ayında kurulan Sanayi Bakanlığı’na bağlanmıştır sanayi Bakanlığı’na bağlı sektörler; tüm madenler, makine üretimi, hafif sanayi, kimya yakıt ve elektrik enerjisi sanayileridir. 22 Eylül 1993 tarihine kadar devlete ait 1801 kuruluş özelleştirilmiştir. Bu rakam devlete ait kuruluşların toplam sayısının %26,2’sini oluşturmaktadır. Sanayi sektöründe özelleştirilen kuruluşların, bu sektörde yer alan kuruluşların toplamına oranı %38,7’dir. Kırgızistan’da sanayinin en büyük sorunu Rusya’ya bağımlı olmayı gerektiren koşullardır. Çünkü mevcut sanayinin idamesi için (yedek parça vs açıdan) Rusya’ya bağımlılık söz konusudur. Sanayi girdilerinin diğer ülkelerden sağlanması ekonomik güçlükler yaratmaktadır.

Uygulamaya çalışılan özelleştirme politikası ve istihdam politikası sonucunda istihdam problemleri ortaya çıkmaktadır. Ayrıca üretim teknolojisi bakımından çağın çok gerisinde kalınmıştır. Tüm bu olumsuzlukların doğal sonucu olarak da sınai üretim azalma göstermiştir. 1994 yılında sanayi ürünleri üretimi 6211,5 milyon Som olarak gerçekleşmiştir. Sanayi kuruluşlarının %80’i üretim açısından bir yıl önceki seviyelerine ulaşamamıştır.

5. EĞİTİM VE KÜLTÜR

Sovyet döneminden önce Kırgızlar arasında eğitim hayatı oldukça zayıftı. Bunun en önemli sebebi Kırgızların göçebe hayatı yaşamaları idi. Kışlak ve yaylak hayatı sürdüren Kırgız Türkleri okuma-yazma bilhassa Kur’an okuma öğreten mekteplere sahiptirler. Kırgızlar arasında yetişen edip ve şairler ile din adamları Taşkent, buhara, Semerkand ve Hive medreselerinde tahsil görürlerdi. Fakat bunların sayıları da son derece azdı. Dolayısıyla halka tesirleri yok denecek kadar azdı.

Kırgızistan’da mektep ve medreselerin yaygınlığı bu asrın başlarına rastlamaktadır. Mektep ve medrese sayılarının artmasına ve hatta öğrenci sayılarının da fazlalaşmasına rağmen Kırgızlar, istedikleri eğitim seviyesine bir türlü ulaşamamışlardır. Bunun en büyük sebebi XIX. Asrın ikinci yarısında Rus işgaline uğradıktan sonra Rusların, Kırgızistan’da takip ettikleri eğitim sistemidir.

Önderliğini ve hocalığını Nikolay İlminski’nin yaptığı Rus eğitim sistemi ve siyaseti çerçevesinde açılan Rus-Tatar, Rus-Kazak okullarında Müslüman Türk çocuklarının Rusça eğitim görmeye ve Müslümanlığı bırakıp Hıristiyanlığı kabule zorlanmalarıdır. Nikolay İlminski’nin 1896’da öldürülmesinde sonra eğitim sahasındaki bu Ruslaştırma ve Hıristiyanlaştırma hareketleri kısmen durmuştur. Ayrıca töresine ve dinine bağlı olan Kırgız Türkleri, Rus okullarına tepki göstermeye başlamıştır. Bu tepkinin gelişmesinde Rus idaresine düşen Türk kavimlerinin Müslümanlığını kaybetmeden modern bir eğitim sistemi ile ilerleyeceklerini gösteren Gaspıralı İsmail Bey’in fikirlerinin tesirleri büyük olmuştur. Buna rağmen Kırgız Türkleri arasındaki eğitimin, bilhassa mecburi eğitimin başlaması oldukça gecikmiştir.

Kırgızistan’da modern anlamda eğitim Sovyet döneminde başlamıştır. Fakat, eğitimdeki aksaklıkları düzeltmek oldukça vakit almıştır. Mesela, Kırgızistan’daki 7 yıllık ilkokulu bitirme mecburiyeti 1934’te konmuştur. Aynı şekilde, kız çocuklarının tamamını bu okullarda okuma mecburiyeti ise 1950’lerin başında gerçekleşmiştir. Sovyet döneminin en çok ihmal ettiği cumhuriyetlerin başında Kırgızistan gelmektedir. Nitekim Kırgızistan İlimler Akademisi dahi 19654 yılında kurulmuştur. Sovyet cumhuriyetlerine götürülen hizmetlerin çok azı Kırgızlara götürülmüştür. Maksat, Kırgızistan’ı Sovyetlerin et ve hayvan stoku yapan bir ambarı durumunda bırakmaktı. Bu yanlış politika neticesinde Kırgız Türklerine eğitim ve ilim alanlarında daha az hizmet götürülmüş, bu ise onların geri kalmalarına sebep olmuştur. Böylece Sovyet sisteminin eşitlik ilkesi daha önceden bozulmuş oluyordu. Fakat bu haksızlıklara ve ihmallere rağmen Kırgız Türkleri son 40-50 senede eğitim alanında büyük başarılar elde etmişlerdir.

1871-1972 istatistiklerine göre Kırgızistan’da mevcut okul sayısı 1700 civarında olup, bu okullara devam eden öğrenci sayısı da 999.000 idi.

İlkokul ve onun seviyesinde okulların adedi 1700 civarında olup, bunların yarısı Kırgız Türkçesi’nde, diğer yarısı da Rusça eğitim görmektedir. Bu okullara 1972 yılında giden öğrencilerin sayısı 822.000 idi. Bu öğrencilerin öğretmen sayısı ise 41.800 idi. Muhtelif dallarda eğitim veren orta dereceli okulların sayısı 36 olup, bu okullarda 41.500 öğrenci okuyordu.

Yüksek tahsil müesseselerine gelince; 13.370 öğrencisi olan Kırgız Devlet Üniversitesi, muhtelif dallarda 7.000 öğrenciye eğitim verip mezun eden Bişkek Tarım Enstitüsü, Bişkek Sağlık Enstitüsü, Bişkek Politeknik Enstitüsü, Bişkek Spor Akademisi, Bişkek Kadınlar Pedagoji Enstitüsü, Oş Pedagoji Enstitüsü, Oş Politeknik Enstitüsü başlıca yüksek öğrenim müesseselerini teşkil ediyordu. 1971’de bu öğrenim müesseselerinde öğrenim gören öğrencilerin sayısı 48.900 idi.

Kültür meselesine gelince; Türk tarihinin ilk devirlerinde bazı dramatik gelişmelere karşın Kırgız Türkleri, bilhassa Uygur Devleti’ni yıktıktan sonra müstakil Kırgız Devleti (840-920) zamanında kendi kitabelerini dikmişlerdir. O zamanki yazı dilinde olduğu sanılan bu kitabelerin, bugünkü Çin sınırları içinde kalması ve ortaya çıkarılmasına izin verilmemesi, Kırgız Türklerinin kültür ve tarihleri ile ilgili en önemli malzemenin kararlıkta kalmasına sebep olmaktadır. Bazı Sovyet yetkililerinin iddiaları hilafına Kırgız Türkleri Bolşevik rejiminden önce de yazılı kaynaklara sahipti. Çarlık Rusya’sının işgal ve ilhakına maruz kalan Kırgız halkının sinesinden çıkan pek çok edip ve şairi, Rus işgali öncesinde de kültür ve edebiyat alanında güzel eserler vermişti. Bu sessiz kahramanların eserleri bugün Kırgız araştırmacıları tarafından bir bir ortaya çıkarılmaktadır. Sovyet döneminden önce, Gaspıralı İsmail Bey çağında yetişmiş olan Kılıç Manurkan Kırgız Türkçesi’nde ilk eserini 1911 yılında neşretmiştir.

Manurkan’ın “Zelzele” adını taşıyan bu eseri bugün Kırgız kültür tarihinin en güzel örneklerinden birini teşkil etmektedir. Bunu 1913’de Esenkalı Arabay’ın yeni alfabe denemesi ile Osman Sadık ile Manap Sabdan’ın yazdıkları Kırgız tarihleri (1941) takip etmiştir. Bunlardan başka Rus işgalinin, ülkeleri ve insanları üzerinde bıraktığı menfi tesirleri dile getiren Arslanbek, Kalıgul, Dilikuz gibi şair ve ediplerin yazdığı eserler bugün Kırgız edebiyatının en güzel örneklerini teşkil etmektedirler. Kırgız Türklerinin en şanlı günlerini idealleştirerek Rus işgaline isyan eden Kılıç, Kalmurza, Toktogul, Sagınbay ve İsak gibi edip ve şairlerin eserleri de Kırgız kültürünün kıymetli unsurlarıdır. Bu edip ve şairler bütün güçleri ile Kırgız halkının milliyetçilik esası dahilinde yeniden yapılanma için gayret göstermişlerdir. Kazak Türklerinin milli şairi Magcan Cumabay’ın tesiri ile yazan ve Kazak Türkleri ile Kırgız Türkleri’nin birleşerek kuvvetli ve müstakil yeni bir devlet kurmalarını savunan Sadık Karaç, Kasım Tınıstan, B. Kenasrin ve Ş. Köken Kırgız edebiyatının şahsiyetlerini oluştururlar.

Yukarıdaki edip ve şairlerin haricinde bazı edip ve şairler de Kırgız Türklerinin dramatik hayatlarım anlatan acıklı, kahramanlıklarla dolu destanlarını, hikayelerini, masallarını toplayıp bugünkü nesillere aktarmışlardır. Bir araştırmacının da dediği gibi, “Türk destan edebiyatının en güzel numunelerini Kırgız destanları teşkil eda. Kırgız Türkleri arasında inkişaf etmiş olan ve son zamanlara kadar müsait bir muhit ve hava içinde canlı bir şekilde devam eden destanlar, bir taraftan Kırgızların muhtelif devirlerdeki mücadelelerini tasvir ederken diğer taraftan dinleyicilerini bugün ve yarının şartları içinde yapılması zaruri olan mücadeleye de hazırlamak suretiyle, bir milli kuvvet kaynağı vazifesini görmüştür. Manas destanı bunun en güzel örneğini teşkil etmektedir”.

Kırgızların sözlü edebiyatının en ünlü ürünü “Manas Destanı”dır. Bu destanda Kırgız tarihinden anılarla halk yaşamım yansıtan gözlemler birleşir. Savaşçı Manas’ın serüvenini konu edinen destan, kahramanın oğlu Semetey ve torunu Seytek’in yaşamlarını ele alan bölümlerle bir üçleme oluşturur.

Manas destanı, yarım milyon dizesiyle epey hacimli manzum bir eserdir. Bin yıllık olduğu söylenen bu eser, hem Kırgız halk kahramanının yani Manas’ın öyküsü, hem de özgürlüğe, mertliğe ve Kırgız aşiretlerinin birliğine düzülmüş bir methiyedir. Alimler Manas’ın yasayıp,yaşamadığından emin değiller. Fark etmez. Kırgızistan devlet başkanı Asker Akayev’in sözleriyle bu öykü “ruhumuzun temeli…gururumuz, gücümüz ve umudumuzdur.” Sovyet döneminde destanın, resmi ideolojiye uydurulmak üzere yeniden yazılan bölümleri dışında, okullarda okutulması yasaklanmıştı. Moskova diğer yerlerde yaptığı gibi Kırgızistan’a da ulusal gelenekleri baskı altına almıştır. Ancak Sovyet otoritesi başı dumanlı Pamir ve Tanrı dağlarının bulunduğu bölgeye kolay sızamadı., böylece buralarda yaşayan Kırgızlar da köklerine sıkıca sarıldı. Çoban ateş çevresinde Manas’tan parçalar okurken anne babalar da dizeleri çocuklarına ezberlettiler.

Sözlü geleneğin önemli ürünlerinden biri de Ertöşlük Destanı’dır. Bu tür destanları anlatan destancı halk şairleri yanında ezgi eşliğinde türküler, ağıtlar söyleyen şairler vardır. Halk şiirinin XIX. yüzyıl sonuyla XX. Yüzyıl başında yetişmiş temsilcilerden Bayımbet Abdurrahmanov (1864-1939), Berpi Alikulov (1884-1942), içinde yaşadıkları toplumun türlü bozukluklarını sergilediler. Devrimden sonra önce T. Moldo (1860-1942) ve A. Usanbavey (1894-1963) ve ardından Kızıl Kıvılcım’ın demokrat yazarları sayesinde bu edebiyat toplumcu gerçekçi estetiğe ve Avrupa kökenli edebiyat türüne kavuştu. 1924’te Taşkent’te çıkmaya başlayan Erkin Too Gazetesi Altı Tokombayev,, Mukay Emebayev gibi halk şairlerinin yaşamı ve sorunları konu edinen ürünleri yayımladı. Modern gerçekçi edebiyatın gelişmesine D. Bokonbyev (1910-1944), A. Osmanov (1915-1950) gibi yazarların katkısı oldu. Kubaniçbek Melikov (1911) toplumsal içerikli çağdaş destan yazarı, şairi olarak tanındı. “halk yazarı” ünvanını kazanan Tügelbay Sıdıkbekov (1912) roman türünün ilk örneklerini (Keng su, 1937), Temür (1940), Zamanemizin Adamları (1948) verdi. Nasrettin Baytemirov (1916), İkinci Dünya Savaşı’nın etkilerini (Saltanat (1949), toplundaki değişmeleri (Ahırki Ok (1955) vb. konu edindi.

Savaştan sonra K. Malikov (1911-) gibi oyun yazarlarıyla A. Osmanov ve S. Eraliyev (1921-) gibi şairlerin oluşturduğu genç kuşak Stalinciliğin şekilciliğinde uzaklaştı. Çağdaş edebiyatın başlıca yapıtları arasında Cengiz Aytmatov’un (1928) yapıtları (Cemile, 1958), Kopar Zincirlerini Gülsarı (1967) vb. yer alır.

Tölögön Kasımbek İle Cengiz Aytmatov’dan sonra milli ve dini hisleri kuvvetlendiren eserler veren ünlü edip ve şairlerin başında Ali Tokombayev ile Ramis Rıskulov gelmektedir. 1950’de yazdığı “Kanlı Yıllar” adlı eserinde Kırgız Türkleri’nin milli ve dini değerlerine yer verdiği için Pan- İslamist ve Pan-Turanist olarak tenkit edilen Tokombayev, Kırgız halkının manevi değerlerini cesaretle savunmaya devam etmiştir. Şair Ramis Kıskulov da 1960’lı yılların başında yaptığı konuşmalarla Kırgız milli kültürünün komünist partinin müdahalesinden ve yönlendirmesinden uzak, serbest bir şekilde işlenmesi gerektiğini ifade etmiştir ki, onun bu cesur tutumu pek çok meslektaşının tasvip ve desteğini görmüştür.

6. NÜFUS

Kırgızlar Türk kökenli Orta Asya halkları arasında en küçük topluluğu oluşturmaktadır. 1989 sayımına göre Sovyet topraklarında 2.5 milyon Kırgız yaşarken bunların %88’i Kırgız Cumhuriyetinde oturmaktaydı. Bunun dışında da Doğu Türkistan Sincan yöresinde 80.000, Afganistan’da da 25.000 kadar Kırgız’ın yaşadığı tahmin edilmektedir. Yine 1989 sayımına göre 4.2 milyonluk Kırgız nüfusunun %52.34’ünü Kırgızlar oluştururken ikinci en kalabalık nüfus %21.53 ile Ruslara aittir. %12.92’sini Özbeklerin oluşturduğu Kırgızistan nüfusu içinde diğer kayda değer yabancı toplulukları ise Tatar, Kazak, Alman ve Ukraynalılar oluşturmaktadır.

1994 itibarıyla yapılan gayri resmi tahmine göre de toplam ülke nüfusu (4.6 milyon) için Kırgız, Rus, Özbek, Ukraynalı ve Almanların oranı sırasıyla %52.4, %21,5, %12,9, %2,5 ve %2,4 olarak verilmektedir.

%8,3 oranındaki diğer topluluklar içinde Kazak, Tatar, Uygur, Azeri, Dungan (Müslüman Çinli) ve diğer etnik gruplar yer almaktadır. Özellikle II. dünya Savaşı’ndan sonraki göçlerle artan Rus nüfus oranının giderek azalması ve 1959 ile 1994 arasındaki %30,2’den %21,5’e düşmesi ise tamamen Kırgız nüfusunun artış oranı ile ilgilidir.

Ülke toplam nüfusunun %48,8’ini erkek, %51,2’sini kadın nüfusu oluşturur. Hane halkı büyüklüğü ise 4,5 kişi kadardır.

Geçen yüzyıl Kırgızistan’da çok ulusluluk başlamıştı. Toprak sahibi olmayan Rus köylülerinin Çarlık Dönemi boyunca yeniden yerleştirilmesi ile başladı ve Rus Bolşeviklerinin tüm istihsal araçlarını kamu malı ilan etmeleri ve sanayileşme döneminde özellikle de II. Dünya Savaşı’ndaki tahliye sonrasında göçle devam etti. 1960’dan beri sanayi değirmenleri, fabrika ve su gücüyle çalışan tesislerin kurulması, ithal edilen işgücüyle gerçekleştirildi. Rusya, Ukrayna ve başka ülkelerden gelen bu güçlerin sonucunda Kırgızistan’ın etnik yapısı çok değişti.

Rusların ve diğer Avrupalı ulusların göçleri 1960’da zayıfladı ve sonra azaldı. Bu nüfus istatistiği uygulamaları, Kırgızların nüfusuna yansıdı.

1980’den sonra, Kırgız doğum oranının artması, Rus ve diğer Avrupalı halkların geri dönmeleri ile Kırgız nüfusu daha çok artmaya başladı. Nitekim son üç yıl içinde (1991-1993) 163.383 kişi Kırgızistan’dan ayrıldı.

Kırgızlar nüfusun %48’inden daha azını oluşturdukları kendi cumhuriyetlerinde, halkın yaklaşık %80’i toplu göçebe yaylacılığına katılır.

Geleneksel Kırgız yaşamında, bağımsız olarak en önemli ekonomik ve siyasi birim “oy” yada aile halkıydı. Oy genel olarak bir erkek, karısı veya karıları, evlenmemiş çocukları, oğulları ve onların çocuklarından oluşurdu. Kocanın ölümü yada yetişkin oğulların bulunmadığı durumlarda bir kadının ailenin reisi olabilmesine rağmen, “oy” yetişkin bir erkek tarafından yönetilirdi. Bir oy’un üyeleri genellikle toplanabilir bir ağaç kafes yapısına sahip, yuvarlak, keçe kaplı Orta Asya çadırı, yani tek bir “yurt”a sahiptiler.

Sadece çok zenginlerin, misafir evi veya ikinci bir eş kullanılmak üzere ikinci bir yurdu vardı. Ev halkı kendi sürüsüne sahipti ve diğer baba tarafı akrabaları ile otlatma haklarını paylaşırlardı. Aynı “keçek orug”a (soy) alt birkaç aile beraber kamp yapar ve göç, ticaret, sürücülük ve dini törenlerde birbirleri ile işbirliği yaparlardı. İyi meralara ulaşım ve yeterli işgücüne göre ailelerin sahip olduğu sürülerin büyüklüğü değişmesine rağmen aşırı zenginlik ve fakirlik enderdi.

Kırgız sosyal yapısı soylar boyunca süregelmiş prensiplere dayanır. Bütün Kırgızlar, çoğunluğun adını ve kimliğini bilmediği aynı ortak atadan geldiklerini iddia ederlerdi. Kırgızlar “ceng oruk” veya “orav” (klan veya kabile) ve “keçek orug” (aile) denilen birçok akraba grup ve kısımlara ayrılmıştı. Erkeğin yedi nesil boyunca gelmiş atalarının bilinmesi, Kırgızlar için kimliğin kanıtlanması ve belli bir “oruk”a aitliğin iddia edilebilmesi için çok önemliydi. Bunu yapmayanlar, Kırgız – Kırgız olmayan yada Kırgız – Kazak olmayanların karma evliliğinden doğan çocuklar gibi “kul” (köle) olarak kabul edilirlerdi.

Her çeşit akrabalık bağları, kan ve evlilik ilişkilerinin Kırgız ekonomik, sosyal ve politik hayatı üzerinde önemli bir rolü vardı. Önemli mahalli liderler genellikle “oruk” gruplarının saygıdeğer üyeleriydi. Liderlik özellikleri; cesaret (askeri yetenek), dürüstlük, halk içi konuşmalarda ikna kabiliyeti, güçlü karar verebilme, iyi bir Müslüman olabilme, büyük bir “oruk”un üyesi olma ve büyük bir sürünün başarılı çobanı olabilme yeteneğinin yanı sıra diğer maddi konularda da zengin olmayı kapsıyordu.

Kırgız kadınlarının aile ile ilgili bütün önemli meselelerde söz hakkı vardı.

Kırgız kadınları kaça takmak ve akraba olmayanlarla temas kurmaktan kaçınmazlardı. Bazı kadınlar önemli büyüklükteki kendi sürülerine sahiptiler ve kocalarının ölümünden sonra aile başı olmuşlardır. Çoğu evliliklerin anne-baba ve ailenin diğer erişkin üyeleri tarafından düzenlenmesine rağmen, evlilik öncesi kız-erkek arkadaşlığı yaygın olduğu gibi, sık sık eşlerin seçimlerini de etkilerdi.

Kırgızlar doğum, sünnet, evlilik, ölüm ve İslami günleri törenlerle kutlarlardı. Bununla birlikte, siyasi istekleri olan zengin aileler için iki olay –evlilik ve önemli bir aile ferdinin ölümünün birinci yıl dönümü- önemli kutlamalar ve halk törenleri için çok sayıda insanın toplanmasını sağlardı.

 


KAYNAKÇA
Mehmet SARAY, Yeni Türk Cumhuriyetleri Tarihi. Ankara, 1999.
www.tika.gov.tr/tur/ulka/index/kr.htm.
www.tika.gov.tr/tur/ulka/index/kr.htm.
Ekrem MEMİŞ, Nuri KÖSTEKLİ, Yeni ve Yakınçağda Türk Dünyası. Konya, 2002.
www.tika.gov.tr/tur/ulka/index/kr.htm.
Feyzullah BUDAK, “Kırgızistan, Dünü, Bugünü, Yarını”, Yeni Türkiye Dergisi, Sayı: 16, 1997.
Kırgızistan Ülke Raporu, Tika Yayınları, Ankara, 1996.
Kırgızistan ülke Raporu, Tika Yayınları, Ankara, 1993.
Tıngtıkbek Çorotekin, “Kırgız Cumhuriyeti”, Çev: Nurgül Moldolova, Öztürkler Dergisi , Cilt 19, Ankara 2002.
Büyük Larousse Sözlük ve Ansiklopedisi, XI. Cilt, İstanbul 1985, s. 6705.
National Geographic, Şubat 2002, s. 168.
Bağımsızlığın İlk Yılları, Kültür Bakanlığı Başvuru Kitapları, Ankara, 1994.
Ramazan ÖZEY, Dünya Platformunda Türk Dünyası, Aktüel Yayınları, İstanbul 1999.
Rakhat Achylova, “Kırgızistan Dış Politikasındaki Öncelikler ve Politik Kültür”, Avrasya Etütleri Dergisi, Cilt: 2, Sayı: 1, Ankara 1995.
Müslüman Halklar Ansiklopedisi, Cilt: 2, İnsan Yayınları, İstanbul 1991.