Jura
205.1 myö-142 myö arası Juradır. Triyasın sonunda gerçekleşen küçük bir yok oluş, Jurada dinozorların yayılmasına fırsat verir. Dinozorlar çeşitlenip gelişir, dev boyutlara ulaşır. Juranın başında Diplodocus ve Apatosaurus gibi devasa sauropod dinozorlar çeşitlenir. Allosaurus ve Compsognathus gibi etçil theropodlar da sayıca bollaşır. Kuş benzeri dinozorlar yaygınlaşırken, Archaeopteryx gibi dinozor benzeri ilkin kuşlar dönemin sonunda ortaya çıkar. Jura iklimi Triasa göre daha yumuşak, iklimler arası farklılıklar azdır. Deniz sürüngenlerinin bir üçüncü grubu da timsahlardır. Jurada ortaya çıkan gerçek timsahlar, dönem boyunca oldukça yaygın ve çeşitlidir. Artan nem miktarıyla birlikte bitki yaşamı daha güçlenir. Sikatlar diğer açıktohumlularla birlikte, baskın bitki grubuydur. Palmiye benzeri sikatlar, tohumlu eğreltiler, ginkolar ve kozalaklı bitkiler subtropikal ormanları doldurur.
Pangea kıtasının Triyasta başlayan parçalanması Jurada da devam eder. Gondvana'da, Güney Amerika ve Afrika arasında, Triyasta başlayan ayrılma, Jurada günümüz Kızıldeniz'ini andırır hale gelir. Tetis küçülmeye başlar.
Kratase
142 myö-65.5 myö arası Kretasedir. Kretaseye ait kayaçlarda yaygın olarak bulunan tebeşir yatakları nedeniyle döneme bu isim verilmiştir. Kretase dinozorların altın çağıdır. Silisli bir çift kabuğa sahip fotosentetik bir hücreli mikroorganizmalar olan diatomlar da bu dönemde ortaya çıkıp, yaygınlaşır. Kabuklu amipler olan Foraminiferler ve Radiolaryalar da dönemin yaygın planktonik organizmalarıdır. Bilinen dinozorların %40'ı Kretase'nin son 15 milyon yılında ortaya çıkar. Tyrannosaurus rex ve Triceratoplar gibi pek çok ünlü dinozor da bu dönemin canlıları arasındadır. Kretasenin sonlarında, sürüngenler 200 milyon yıldır yeryüzünün baskın omurgalı grubu olarak hem yaygınlıklarının hem de çeşitliliklerinin doruğundadır. Dinozorların başı çektiği sürüngen imparatorluğu tüm gezegene yayılmıştır.
Kretasede Pangea'nın parçalanma süreci devam eder. Lavrasya ve Gondvana'nın birbirinden tamamen ayrılır. Lavrasya ve Gondvana'nın dönem ilerledikçe daha küçük parçalara ayrılmasıyla oluşan; Avrasya, Afrika, Hindistan, Antarktika ve Avustralya birbirlerinden uzaklaşır.
Paleojen
65,5 myö ile 23,8 myö yılları arası Paleojendir. Erken Paleojende, kıtalar sığ denizlerle birbirinden ayrılmış, her kıtada farklı bir memeli soyu evrimleşmiştir. Güney Amerika'da, Paleojenin sonuna kadar, kendine özgü kuş, memeli ve sürüngenlerin bulunduğu bir fauna vardır. Denizlerde ilkel dişli balinalar ortaya çıkar. Dev deniz foraminiferleri, Eosende mercimek boyutlarına ulaşır. Salyangozlar, midye ve istridyeler, günümüzdekilerden farksızdır. Derisidikenliler, mercanlar, yosun hayvancıkları, süngerler günümüzden farksızdır.
Paleosen
65,5 myö ile 55,5 myö arası Paleosendir. Paleosenin başında, boş nişleri doldurmak üzere hızla çeşitlenen memelilerin hepsi, küçük ya da orta boy canlılardır. On milyon yıl içinde ekosistemin her seviyesine yayılan memelilerin, küçük kemirgen ve böcekçil benzeri biçimleri, böcekçillerle primatlar arasında sincap benzeri geçiş biçimleri Plesiadapiformes, Tillodontlar ve Tainodontlar gibi hantal otçullarla ilkel yırtıcılar olan Paleosende ortaya çıkar. Bu çeşitlenmeye rağmen memeliler, anatomik olarak ilkel biçimli ve küçük beyinli olarak kalır.
Sıcak iklim nedeniyle, sık ormanlar yüksek enlemlere kadar çıkar. Sekoya ağaçları, defne, çay gibi çalılar, eğrelti ve at kuyrukları floranın önemli elemanlarıdır.
Eosen
55.0 myö ile 33.7 myö arası Eosendir. Eosende kıtalar birbirinden uzaklaşmaya devam eder. Kuzey Amerika Avrupa'dan, Güney Amerika Antarktika'dan ayrılır. Asya'ya iyice yakınlaşan Hindistan'da dağ oluşum olayları görülmeye başlar. At, gergedan, fil, domuz, deve gibi modern memeli takımlarının çoğu, ilk kez Erken Eosende kısa bir zaman diliminde ortaya çıkar. Balina ve deniz inekleri gibi deniz memelileri ilk kez ortaya çıkar; balinalar dönem içinde büyük boyutlara ulaşır.
Eosenin sonunda görülen yok oluşta, Dinocreta, Archeoceti, Titanotheres gibi ilkel görünüşlü, küçük beyinli, büyük memelilerin büyük çoğunluğu ve ilkel etçiller olan Creodontlar ortadan kalkar.
Oligosen
33.7 myö ile 23.8 myö arası Oligosendir.Avustralya ve Güney Amerika'nın Antarktika'dan ayrılmasıyla, dev kıta Gondvana'nın son kalıntısı da tarihe karışır. Hindistan'ın Asya ile çarpışmasıyla, tektonik ve volkanik aktivitede bir artış olur. Oligosende, iklimde görülen belirgin soğuma bölüme damgasını vurur. Pek çok hayvan ve yaşama alanı soğumadan etkilenir. Soğumayla birlikte Senozoik boyunca ilk kez Antarktika üzerinde buzullar oluşur. Düşen deniz seviyesi, plankton sayısında ve çeşitliliğinde bir düşüşe ve kıtalar üzerinde kuraklığa neden olur. Tropik ormanlar ekvatora doğru çekilirken, yerlerini yaprağını döken ılıman iklim ormanlarına bırakır.
Gelişmiş sindirim sistemine sahip ilk çift toynaklılar ancak Oligosende ortaya çıkar. Bu sindirim sistemi onlara lifli ve sindirimi zor otlarla beslenmede büyük avantaj sağlar.
Neojen
23,8 myö ile 1,81 myö arası Neojendir. Erken Neojenin en önemli olayı, otların yaygınlaşıp, otlak alanların ortaya çıkmasıdır. Buna paralel olarak uzun bacaklı, hızlı koşan otlak hayvanları ortaya çıkar. Neojende, okyanuslarda balinalar günümüz biçimleriyle yerleşmiş, ilkel dişli biçimler ortadan kalkmıştır.
Miyosen
23,8 myö ile 5,32 myö arası Miyosendir. Senozoiğin en uzun bölümü olan Miyosende, dünya artık modern biçimini almaya başlar. Orta ve Güney Amerika arasında, Panama köprüsü dönemin sonuna doğru kurulur. Hindistan ile Afrika-Arap plakası Avrasya ile birleşir. Afrika'nın Avrasya ile birleşmesiyle Tetis iyice küçülür, Doğu Afrika yükselir. Dönem boyunca kıtalar üzerinde dağlar yükselir:Asya'da Himalayalar, Güney Amerika'da Andlar, Kuzey Amerika'da da Rocky dağları.
Miyosende memeli çeşitliliği zirveye ulaşır. Pek çok ilkel memeli soyu tükenirken; yaşamayı başaranlar neredeyse modern görünüşlüdür. Geyikler, rakunlar, gelincikler, zürafalar, sırtlanlar ilk kez ortaya çıkar. toynaklılar Miyosende hızlı bir evrimleşme temposu içine girer. Atlar daha da evrimleşerek midilli boyutlarına ulaşır.
Pliyosen
5,32 myö ile 1,81 myö arası Pliyosendir. Miyosende başlayan küresel soğuma eğilimi Pliyosen boyunca devam eder; kutup buzulları büyür, dönemin sonlarına doğru buzul çağına girilir. Pliyosen faunası Miyosenden çok farklı değildi. Günümüz memelilerinin tüm takım ve aileleri ortaya çıkarken; pek çok soyu tükenmiş cins de bu dönemde yaşar. Bu dönemin en önemli olaylarından biri, yüksek primatların -ilkin insanlar da dahil- ortaya çıkmasıdır.
Kuvaterner
1,81 myö ile Günümüz Kuvaternerdir. Kuaterner yaşadığımız dönemdir. Dönem boyunca kıtaların bulundukları konum günümüzdekinden çok farklı değildi; fakat, yaşanan buzul çağına bağımlı olarak değişen buzul ve deniz seviyeleri nedeniyle, coğrafya oldukça farklı ve değişkendi. İki alt bölümden oluşan dönemin büyük bölümünü kapsayan Pleyistosende, pek çok buzul çağı yaşanır. Pleyistosenin bitip Holosenin başlamasıyla, buzul çağı biter ve dev memeliler ortadan kalkar, insan türü tüm kıtalarda yaygınlaşarak uygarlıklar kurar.
Pleyistosen
1,81 myö ile 0,01 myö arası pleyistosendir. Pleyistosen yaşamı günümüze aşırı derecede benziyordu. Bugün yaşayan pek çok kozalaklı, çiçekli bitki, böcek, yumuşakça, kuş ve memeli cinsi Pleistosende de yaşıyordu. Ancak bu tanıdık hayvanların dağılımı günümüzden oldukça farklıydır. Fillerin ve su aygırlarının Pleistosen temsilcileri, Londra'nın bulunduğu enleme kadar yayılmıştır. Bu tanıdık türlerin yanı sıra, bir çok büyük hayvan da Pleyistosen faunasının üyesiydir. Bu dev memeliler bütün kıtalarda yaygındır.