www.geobilim.com


Ana Sayfa
Kambriyen Öncesi
Kambriyen öncesi, yeryüzünün olusumundan Kambriyene kadar gecen dört milyar yillik zaman dilimidir. İki devre ayrilir: Proterozoyik ve Arkeyan. Ancak, dünyanin en eski kayaclarinin bulundugu Arkeyanin baslangic zamani belirtilmez. Bunun nedeni, yeryüzünde Arkeyan öncesine ait hicbir kayac olmamasidir.

Arkeyan
3600 myö-2500 myö arasi Arkeyandir. Yeryüzünde, bilinen en eski kayaclar bu devre aittir. İlkin okyanuslarda mikrobiyal yasam jeobiyokimyasal sürecler sonunda bu dönemde ortaya cikar. Fotosentetik bakteriler olan Siyanobakteriler ortaya cikip, o zamana kadar oksijensiz olan okyanuslara oksijen salmaya baslar. Bu yeryüzünde ilk kez bol miktarda bulunan serbest oksijenin okyanuslarda cözünmüs halde bulunan demirle tepkimeye girerek birlikte cökmelerine neden olur.

Proterozoik
2500 myö-545 myö arasi Proterozoyiktir.Arkeyan dönemde ortaya cikan stromatolitler yayginlasti. Arkeyandan beri okyanuslara salınan oksijen, artik serbest halde okyanuslarda ve atmosferde bol miktarda bulunmaya baslar.

Fanerozoik Devir
(545 myö-251.4 myö)
294milyon yil sürdü, Antik Yasam
Yaklasik üc yüz milyon yil süren Paleozoik, Fanerozoigin ilk ve en uzun zamanidir. Bu zaman cok hücreli canlilarin ortaya ciktigi, gelisip yayginlastigi ve ekosistemin baskin yasam bicimi haline geldigi zaman dilimidir.
Paleozoik boyunca iklim genel olarak nemli ve ilimandi. Zaman zaman güney kitasi Gondvana'nin kutup bölgesinden gecmesiyle ya da baska bicimlerde buzul cagları yasanmistir. Kambriyenden hemen önce süper kita Rodinia'nın parcalanmasiyla daha kücük kitalar dogar. Bu kitalardan en büyügü olan Gondvana, Paleozoik kitalarinin ana kitlesini olusturur. Paleozoigin sonuna dogru kitalar yeniden bir araya gelerek yeni bir süper kita olan Pangea'yi olusturur.
Paleozoigin hemen basinda "Kambriyen Patlamasi" olarak bilinen olayla birlikte hayvanlar fosil kayitlarina girer. Nerdeyse bilinen tüm hayvan subeleri Paleozoiğin basinda cesitli türlerce temsil ediliyor, cok cesitli omurgasiz gruplari denizleri dolduruyordu. Bunların arasinda bazi bilim adamlarinca "deneysel" olarak kabul edilen ve kisa sürede ortadan kalkan yasam bicimleri de vardi. Erken Paleozoikte henüz cok kirilgan olan ekosistemde yasanan yok oluslarla dönemin geri kalanina damgasini vuracak canlilar belirlenir. Paleozoik denizlerinin en tipik canlilarindan biri eklembacaklilar grubundan olan üc loblulardi. Erken Paleozoikte cok yayginlik ve cesitlilik kazanan üc loblular, zamanin sonuna dogru azalarak ortadan kalkti.
Paleozoigin ortalarina dogru omurgalilar denizlerin en önemli gruplarindan biri olur. Balik Cagi olarak adlandirilan bu dönemde, ilkel cenesiz baliklarin ardindan ilk ceneli baliklar, ilk kemikli baliklar ve köpek baliklari ortaya cikip yayginlasir. Denizlerde balikların üstünlügü ele gecirdigi siralarda ilk bitkiler ve hayvanlar karaya adimlarini coktan atmisti. Damarsiz kara yosunu benzeri bitkilerin ve kirkayak benzeri eklembacaklıların öncülük ettiği karaların çok hücreli canlılarca işgaline, Orta Paleozoiğin sonlarına doğru omurgalılardan da destek geldi. Geç Paleozoiğe gelindiğinde yeryüzü karaları uçsuz bucaksız ormanlarla kaplandı, pek çok hayvan grubunun temsilcilerinin de katılımıyla karmaşık bir karasal ekosistem kuruldu. Karasal faunanın en göze çarpan üyeleri, artık uçma yeteneğini geliştirmiş olan böcekler, iki yaşamlılar ve sürüngenlerdi. Paleozoiğin sonlarına doğru Pangea'nın oluşmasıyla iklim kuraklaşıp, karasallaşır. Sucul ortamların azalmasıyla geniş alanlara yayılmış sporlu bitkilerin oluşturduğu bataklık ormanları, yerini açık tohumlu bitkilerin oluşturduğu ormanlara bıraktı. İki yaşamlılardan da sürüngenlere doğru bir kayış oldu. Zamanın sonlarında sürüngenler oldukça çeşitlendi ve memelilerin ve dinozorların ataları olan gruplar ortaya cikti. Bu canlilardan bazilarinin kürklü ve sicak kanli olduklari düsünülüyor.
Permiyen sonunda, bir gök cisminin yeryüzüne çarpmasıyla, Paleozoik canlilarının büyük cogunlugu ortadan kalkar. Yok oluşun ardından sahneye yeni canlılar çıkar Eskisinden oldukça farklı olan bu yeni yasamla, "Dinozorlar çağı" olarak da anılan Mezozoik Zaman baslar.


PERMiYEN (292 myö -251,4 myö)
KARBONiFER (354 myö -292 myö)
DEVONiYEN (417 myö -354 myö)
SiLüRYEN (440 myö -417 myö)
ORDOViSYEN (495 myö -440 myö)
KAMBRiYEN (545 myö -495 myö)

Paleozoik
545 myö-251.4 myö Paleozoyik devirdir. Yaklaşık üç yüz milyon yıl süren Paleozoyik, Fanerozoyiğin ilk ve en uzun zamanıdır. Bu zaman çok hücreli canlıların ortaya çıktığı, gelişip yaygınlaştığı ve ekosistemin baskın yaşam biçimi haline geldiği zaman dilimidir.
Paleozoyiğin hemen başında "Kambriyen Patlaması" olarak bilinen olayla birlikte hayvanlar fosil kayıtlarına girer. Nerdeyse bilinen tüm hayvan şubeleri Paleozoiğin başında çeşitli türlerce temsil edilir. Paleozoyik denizlerinin en tipik canlılarından biri eklembacaklılar grubundan olan üç loblulardı. Erken Paleozoyikte çok yaygınlık ve çeşitlilik kazanan üç loblular, zamanın sonuna doğru azalarak ortadan kalktı. Paleozoyiğin ortalarına doğru omurgalılar denizlerin en önemli gruplarından biri olur. Balık Çağı olarak adlandırılan bu dönemde, ilkel çenesiz balıkların ardından ilk çeneli balıklar, ilk kemikli balıklar ve köpek balıkları ortaya çıkıp yaygınlaşır. Denizlerde balıkların üstünlüğü ele geçirdiği sıralarda ilk bitkiler ve hayvanlar karaya adımlarını çoktan atmıştır.
Geç Paleozoiğe gelindiğinde yeryüzü karaları uçsuz bucaksız ormanlarla kaplandı, pek çok hayvan grubunun temsilcilerinin de katılımıyla karmaşık bir karasal ekosistem kuruldu. Karasal faunanın en göze çarpan üyeleri, artık uçma yeteneğini geliştirmiş olan böcekler, iki yaşamlılar ve sürüngenlerdir. Paleozoyik boyunca iklim genel olarak nemli ve ılımandır. Paleozoyiğin sonlarına doğru Pangea'nın oluşmasıyla iklim kuraklaşıp, karasallaşır.

Kambriyen
545myö-495 myö arası Kambriyendir. "Kambriyen Patlaması" olarak adlandırılan bu olayın sonunda, sadece 25 milyon yıl içerisinde, bilinen hayvan şubelerinin neredeyse hemen hepsi ortaya çıkmıştır. Kambriyen kıtaları, dev kıta Kambriyen öncesi kıtası Rodinia'nın parçalanmasıyla oluştu. Kambriyen kıtalarının en büyüğü olan Gondvana günümüz güney kıtalarından oluşuyordu. İkinci büyük kıta olan Laurentiya'nın büyük bir bölümü günümüz Kuzey Amerika'sından oluşuyordu. Baltıka ve Sibirya kıtaları ise güney yarımkürede Laurentia ile Gondvana arasında yer alıyordu. Bugünkü Avrupa ve Asya'nın diğer bölümleriyse küçük parçalar halinde Gondvana 'nın kuzey kıyılarına dağılmıştır.
Dünya çapında yaygın fosilleri bulunan canlı Trichophycus pedum'dur. Bu canlı ilk karmaşık yapılı ve gelişmiş hayvan olarak kabul edilir. Trichophycus pedum'un bulunduğu en yaşlı katman Kambriyenin başlangıcı sayılır.Eklembacaklılar Kambriyenin en çeşitli şubesiydi. Erken Kambriyenin ortalarında ortaya çıkan ilkel eklembacaklılardan olan üç loblular pek çok nişe uyum sağlayıp, dünya çapında yaygınlaşaıp, Kambriyenin ve Paleozoyiğin en önemli gruplarından olmuştur.
Kambriyen boyunca en az dört kitlesel yok oluş yaşanmıştır. Bunlardan ilki Erken Kambriyende gerçekleşir. Bu olayın sonucunda üç lobluların en eski grupları ve birincil resif yapıcı organizmalar olan archaeocyathidler yok olmuştur. Diğer üç yok oluş Geç Kambriyenin sonuna düzensiz olarak dağılır.

Ordovisyen
495myö-440 myö arası Ordovisiyendir. Ordovisiyenin en önemli olayı, çok hücreli yaşamın karaya ayak basmasıdır.Kambriyende büyük çoğunluğu güney yarıkürede toplanmış olan kıtalar Ordovisyen boyunca daha da güneye kayar. Orta ve Batı Avrupa ise Avrasya'nın geri kalanından ayrı olarak güney tropiklerinde bulunur.
Erken ve Orta Ordovisyen boyunca yeryüzü yumuşak ve ılıman bir iklimin etkisindeydir. Hava sıcak ve oldukça nemlidir. Deniz seviyesi yüksek ve kıtaların büyük bölümü sığ denizlerle kaplıdır. Deniz omurgasızlarının artan çeşitliliği ile birlikte Ordovisiyende karmaşık deniz ekosistemleri ve besin zincirleri kuruldu. Denizin tabanından yüzeyine kadar uzanan pek çok beslenme seviyesi oluşur. Nautiloid kafadanbacaklılar ve mercanlar da Ordovisiyenin oldukça yaygın gruplarıdır. Erken Ordovisiyenin sonlarında Gondvana'nın neredeyse tamamının sular altında kalmasıyla konodontlar gelişimlerinin zirvesine ulaşmıştır. Ordovisiyenin sonu bir kitlesel yok oluşla işaretlidir. Yok oluş ilk olarak, planktonlar, derisi dikenliler, üç loblular ve zırhlıbalıklar gibi tropikal türleri etkilemiştir. Ardından mercan ve dallı bacaklılar etkisi altına aldı. Paleozoyiği kapatan yok oluştan sonra deniz yaşamını etkileyen en büyük ikinci yok oluş olan Ordovisiyen kitlesel yok oluşu aynı zamanda bir sonraki dönem olan Siluriyende görülecek olan uyumsal açılımın da yolunu açmıştır.


Jeolojik Devirler
Silüriyen
440myö-417 myö arası Siluriyendir. Siluriyende sıcaklıkların tekrar yükselmesiyle Gondvana'yı kaplayan buzullar erir. Siluriyen uyumsal açılımının başarılı grubu denizlerde hızla çeşitlenen, omurgalılardan çenesiz balıklardır. İlk çeneli balıklar tatlı sularda ortaya çıkar. Ordovisiyende omurgalıların tek temsilcisi olan zırhlı balıklar -ostrakodermler- Silüryenin başında uyumsal açılımla çeşitlenir. Denizlerde ortaya çıkan zırhlı balıklar tatlı sulara da uyum sağlayarak; açık denizlerden koy ve körfezlere, gelgit alanlarından akarsu ve göllere kadar tüm sularda yaygınlaşır. Bilinen ilk çeneli balıklar olan Acanthodianlar bu dönemin sonunda tatlı sularda ortaya çıkar; fakat, yaygınlık kazanmazlar. İlk damarlı bitkiler de kesin olarak bu dönemde ortaya çıkar. Sığ denizlerde; rügoz ve tabülat mercanlar, stromatoporoid, yosun hayvancıkları ve kalkerli alglerce oluşturulan tropikal resifler oldukça yaygındır. Çeşitlilikleri artan mercanların resiflerdeki ağırlıkları da oldukça artar. Resiflerin bir numaralı organizmaları olan mercanlar bu durumlarını Permiyendeki büyük yok oluşa kadar korur.Siluriyen boyunca da kıtaların büyük bir bölümü güney yarı kürede toplu halde bulunmaktadır. Kuzey yarı küre ise nerdeyse tamamen okyanuslarla kaplıydır. Kuzeyden gelen Sibirya da Laurentiya'ya oldukça yaklaşır. Çarpışan kıtalar üzerinde dağ oluşum hareketleri meydana gelir. Bu üç kara parçasının birleşmesiyle Lavrasya olarak adlandırılan yeni bir süper kıta oluşur. Gondvana ile Baltıka arasında Tetis adını alacak olan yeni bir okyanus oluşmaya başlar.

Devoniyen
417myö-354 myö arası Devoniyendir.Silüriyen ile Devoniyen arasında bir kitlesel yok oluş bulunmaz, bu nedenle Silüryende başlayan evrimsel eğilimler kesintiye uğramadan Devoniyende de devam eder. Hem kemikli balıklar hem de köpek balıklar da bu dönemde ortaya çıkar. Ordovisiyende ortaya çıkan çenesiz balıklar olan zırhlı balıklar, Devoniyen boyunca varlığını sürdürür; ancak, çağın kapanmasıyla büyük oranda ortadan kalkar. İlk çeneli balıkların Silüriyenin sonunda ortaya çıkmasından sonra Plakodermler, ilkel köpek balıkları, Sarcopterygii ve Actinopterygii grupları da Devoniyende ortaya çıkıp yaygınlaşır. Denizlerde yaygınlaşan omurgalılar karaya ilk adımlarını dönemin sonunda atar: ilk iki yaşamlılar ortaya çıkar. Devoniyen boyunca yer küre sıcak bir dönem geçirir. İklim ılıman ve yumuşak çoğunlukla kuraktır. Deniz seviyesi dünya çapında yüksektir. Kıtaların büyük bölümü sığ denizlerle kaplıdır.
Geç Devoniyende kitlesel bir yok oluş yaşanır. Henüz yolun başında olan karasal ekosistemlerin belirgin şekilde etkilenmediği yok oluşta, deniz yaşamı büyük zarar görür. Tabülat-stromatoporoid resifleri tamamen yok olurken, mercanlar da ciddi biçimde azalır.

Karbonifer
354 myö-292 myö arası Karboniferdir. Dünya kömür rezervlerinin büyük bir kısmı bu zamana ait olduğundan, döneme "karbon içeren" anlamında "Karbonifer" adı verilmiştir. Karbonifer, tüm dünya karalarının ekvatoral düzlemde bir araya toplanmaya başladığı ve büyük bir bölümü yağmur ormanlarıyla kaplı olduğu bir dönemdir.
Kambriyenden bu yana varlıklarını sürdüren bir hücrelilerden Foraminiferler Karboniferde kalkerli ve porselenli yeni kabuklar geliştirmişlerdir. Fusulinidler adını alan bu yeni grup, bir hücreliler için dev sayılabilecek birkaç santimetre boyutlarına ulaşır. Kömür yataklarından elde edilen fosiller, bataklık ormanlarının en yaygın türünün kibrit otları (likofitler) olduğunu göstermektedir. Uzunluğu 40 metreyi bulan Lepidodendron'a ve 20-30 metre boylarındaki Sigillaria'ya daKarbonifer boyunca kibrit otlarının en yaygın biçimleridir. Dev boyutlara ulaşan bu ağaçsı kibrit otları, yine de günümüz ağaçalarına göre daha az odunsu bir yapıdaydır. Kibrit otları gibi at kuyrukları da (Sifenofitler) gelişimlerinin zirvesine Karboniferde ulaşır. Calamites, sifenofitlerin en büyük cinsidir.

Permiyen
292 myö-251,4 myö arası Permiyendir. Permiyenin başları, Karboniferden çok farklı değildir. Karboniferin sonunda kitlesel bir yok oluş yaşanmamış ve tüm ekosistemler Karboniferde gösterdikleri eğilimlerini sürdürmektedir. Bataklık ormanları Permiyenin ortalarına gelindiğinde artan kuraklığa daha fazla dayanamaz ve yok olur. Pangea'nın oluşum süreci deniz yaşamını da etkilemeye devam eder. Azalan deniz kıyı şeridi ve çekilen sularla, deniz canlılarının yaşama alanları gittikçe azalır. Sibirya-Kazakistan ve Çin levhalarının Lavrasya ile çarpışmasıyla, Pangea'nın oluşum süreci tamamlanır. Kıtalar bir araya gelirken bir yandan da yükselmeye devam eder. Ekvatoral konumda ki Tetis, Pangea'nın içlerine uzanan bir iç denizi andırmaktadır. Asya'nın bazı parçaları Tetis'in doğusunda, kuzey güney doğrultusunda uzanır. Permiyen deniz yaşamı, Karboniferin devamıydır. Karboniferle Permiyen arasında bir yok oluş olmadığından deniz yaşamı olduğu gibi devam eder.
Permiyenin sonu Paleozoik yaşamının da sonu olur. Büyük yok oluş tüm türlerin %90-95'ini yok eder. Permiyen sonunda görülen ve tüm türlerin %90-95'inin ortadan kalktığı yok oluş Fanerozoiğin en büyük yok oluşudur. Bu yok oluşta pek çok aile, takım hatta sınıf yok olur. Yok oluş etkisini en çok deniz yaşamı üzerinde gösterir. Deniz omurgasızı ailelerinin % 53'ünü ortadan kalkarken, pek çok büyük grup da tamamen ortadan kalkar.

Mesozoik
251.4 myö-65.5 myö arası Mesozoyiktir. Permiyende oluşan Pangea, Mesozoyiğin ilk döneminin sonuna kadar varlığını sürdürür. Mesozoyik boyunca dünya sıcak bir dönem yaşar. Kutuplar da buzullaşma olmaz. Permiyende başlayan kurak ve aşırı karasal iklim, Trias boyunca devam eder. Jurada iklim yeniden nemli hale gelir, kıtalar yeniden bitkilerle kaplanır. Bu nemli ve mevsimselliğin çok belirgin olmadığı yumuşak iklimsel eğilim, Kretase boyunca da devam eder.Mesozoyikte bitkiler de büyük bir değişim geçirir. Permiyenin kurak iklimine uyum sağlamayı başaran açık tohumlular, Mesozoyiğin baskın bitki grubudur. Erken Mesozoyikte eğreltiler, sikatlar, ginkolar, bennettitaleanler baskındır.
Mercanlar, kabuklular,foraminiferler, radiolaryalar ortaya çıkar ve yaygınlaşırlar. Jurada yaygınlaşan dinozorlar, Kretasenin sonunda çeşitlilikçe ve yaygınlıkça zirveye ulaşmışlarken, pek çok canlı grubuyla birlikte ortadan kalkarlar. Kretase/Tersiyer yok oluşu olarak bilinen bu olayla sürüngenlerin yüz milyonlarca yıl süren hakimiyeti sona erer ve Tersiyerde memelilerin yaygınlaşmasını sağlayacak koşullar sağlanır. Mesozoyiğin en tanınmış grubu olmalarına rağmen, dinozorlar Juraya kadar çok yaygınlaşamaz.

Triyas
251.4 myö- 205.1 myö arası Triyastır. Bu dönemde deniz omurgasızları büyük oranda modern biçimlerine kavuşur ve Mesozoyik denizleri -baskın yırtıcıları hariç- az çok tanıdık bir biçim alır. Bitki yaşamında açık tohumlularının ve özellikle kozalaklı bitkilerin baskınlığı giderek artar. Paleozoyikten gelenlerin çeşitliklerini artırmasının yanı sıra, bu dönemde omurgasızların en modern grupları da ortaya çıkar. Planktonik foraminiferler, Radiolaryalarla birlikte, fitoplanktonlardan Dinoflagellatlar da bu dönemde ortaya çıkan bir hücreli gruplarıdır. Derisi dikenliler çeşitliliklerini bir ölçüde artırırken modern mercanlar ilk kez Tetis'te ortaya çıkar. Bu yeni gruplarla birlikte deniz yaşamı günümüzdekine oldukça benzer bir duruma gelir.. Triyasın sonlarına doğru hepsi de Archosaurs olan timsahlar, Pterosaurslar, sucul sürüngenler ve dinozorlar ortaya çıkar. Timsah benzeri canlılar ilk kez Triyasta ortaya çıkmıştır.
Permiyende oluşumu tamamlanan Pangea kıtası, Triyas boyunca da varlığını sürdürür. Permiyende dağ oluşumuyla yükselen bölgeler bu dönemde büyük oranda erozyona uğrar. Yer yer volkan patlamaları yaşanır ve büyük lav akıntıları olur. Bu dönemde Tetis denizi Pangea'nın ekvatoral bölgesinde bir iç deniz olarak bulunur. Triyasın sonunda nedeni henüz bilinmeyen bir kitlesel yok oluş yaşanır. Deniz canlısı cinslerinin %50'si yok olur. Kafadanbacaklılar ve midyeler yok oluştan en fazla etkilen hayvanlardır. Süngerler, salyangozlar, konodontlar ve dallı bacaklılarda ciddi biçimde zarar görür.


Jeolojik Devirler 2.Bölüm
Jeolojik Devirler 3.Bölüm