Çal Dağı ingilizlere Peşkeş Çekiliyor
Manisa’nın Turgutlu ilçesinde kızılçam ormanlarıyla kaplı bir Çal Dağı vardır. Türkiye’deki 10 nikel yatağından birisi de, işte o dağın altındadır. Bir İngiliz şirketi olan Bosphorus Nickel Madencilik adlı firmaya, 3 Nisan 2009′da AKP’li Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nun imzasıyla Çal Dağı’nda orman arazisi tahsis edildi.
Çal Dağı’nda 2 milyon 56 bin metrekarelik orman arazisi, “4. grup maden” adı altında 2026 yılına kadar İngiliz firmasına verildi. Söz konusu alanda 300 bine yakın kızılçam ağacının kesilebileceği söyleniyor.
***
Böyle bir olay, “muasır medeniyetler seviyesine” çıkmış bir ülkede meydana gelse, hükümetler yıkılıp başbakanlar devrilir.
Bizim memlekette ise “vaka-i adiyeden” sayılıyor.
Kimsenin kılı kıpırdamıyor.
Başbakan Yardımcısı makamına getirildiği için on gündür tebrikleri kabul eden Bülent Arınç’tan ise tık çıkmıyor.
Çıkacağını, çıkabileceğini de sanmıyoruz.
Zaten kendilerinden böyle bir çıkış da beklemiyoruz.
Neden beklemiyoruz?
Anlatalım…
***
8 Mayıs 2009 Cuma günü Cumhuriyet gazetesinin Ege ekinde, değerli dostum Ozan Yayman’ın “zihin açıcı” bir haberi yayımlandı. Manşetten.
Haberin başlığı: “Nikelde karmaşık ilişkiler” idi.
Haber, çok uluslu emperyalist şirketlerin “hangi yöntemlerle” ve “hangi ilişkiler ağını kullanarak” çalıştıklarına dair ipuçları veriyor.
Çal Dağı’nda nikel madeni işletmek isteyen İngiliz Bosphorus Nickel adlı şirketin yöneticilerinden birisi de, 1997-2001 arasında İngiltere’nin Türkiye Büyükelçiliği’ni yapan Sir David Logan.
Sir David Logan’ın şirket yönetimine alınmasının tek nedeni ise, Türkiye’deki bağlantıları sayesinde bürokratik engellerin kaldırılmak istenmesi.
Ozan Yayman’ın haberinin izini sürerken, bir başka yazıya da ulaştım.
Metalurji Yüksek Mühendisi Lütfi Tozar’ın kaleme getirdiği bir yazı.
Başlığı: “Bosphorus Nickel Madencilik, BHP Billiton ve Gerçekler: Türkiye’de Bir Madencilik Öyküsü”.
Her yurtseverin okuması, okuyup ibret alması gereken bir yazı.
Çok uluslu emperyalist şirketlerin global ölçekte nasıl ince hesaplar yaparak yeryüzüne yayıldıklarını anlatan bir yazı.
Uzun olduğu için buraya alamıyorum.
Ama bir link veriyorum. Bu linke tıkladığınızda o yazı (.pdf) formatında karşınıza çıkıyor.
http://www.metalurji.org.tr/dergi/dergi142/d142_3338.pdf
***
Lütfi Tozar’ın yazısından öğreniyoruz:
Ülkemizde nikel madenciliğini başlatan European Nickel PLC adlı şirket, 1999′da bir grup
yatırımcı tarafından Balkanlardaki nikel laterit yataklarını araştırarak düşük maliyetli metalurjik bir işlemle (Sülfirik Asit Liçi yöntemiyle) nikeli geri kazanmayı amaçlayan bir proses bulmak üzere kurulmuş.
1999′da Arnavutlukta Adriatic Nickel adıyla kurulan şirket, 2000′de Europen Nickel PLC adını alarak faaliyete devam etmiş. 2001 yılında şirket faaliyet alanına Türkiye’yi de katmış ve Mart 2002′de Manisa-Turgutlu-Çaldağ nikel madeninin işletme haklarını ele geçirmiş. European Nickel şirketi, Türkiye’de Bosphorus Nickel Madencilik, Arnavutluk’ta Adriatic Nickel Resources sh.pk, Bosna Hersek’te Dinara Nickel d.o.o., Kosova’da Morovo Nickel LLC adlarında faaliyet gösteriyormuş. European Nickel PLC, bütün bu şirketlerde yüzde 100 hisseye sahipmiş.
Şirket yöneticileri isimleri size sıradan gelebilir ancak dikkatle incelendiğinde, yönetimde önemli şahsiyetler olduğu görülüyor.
Şirket yönetimindeki en dikkat çekici isim Sir David Logan. Bu zât 1997-2001 yılları arasında İngiltere’nin Türkiye Büyükelçisi imiş, İstanbul ve Ankara’da görev yapmış. Şirkete 29 Nisan 2004′te katılmış. Şirket Başkanı Felix Pole, 30 Eylül 2004 tarihli konuşmasında şöyle demiş: “David’in akıcı Türkçesi ve Türkiye’deki güçlü bağlantıları bize çok yardımcı oldu.”
Ne tür bağlantılar ve hangi konularda yardım?!
İnsan ister istemez düşünüyor.
Sir David Logan’ın başka bir görevi de yüzde 70′ine Anadolu Efes’in sahip olduğu Efes
Breweries International şirketinde, Tuncay Özilhan, İbrahim Yazıcı, Mustafa Uysal,
Micheal O’neil, Ali Tigrel ve Christos-Alex Komninos (1972-2000 yılları arasında Hellenic Bottling Company’de çeşitli pozisyonlar ve genel müdürlük) ile birlikte yönetim kurulu üyeliğidir. Bu Hellenic Bottling Company ilginç bir firma. Kıbrıs doğumlu sahibi George
David’in Kıbrıs’ın Rumlaşması için gayretleri bilinmektedir. G. David’in bir başka özelliği de Soros ile olan yakınlığıdır.
***
Yaaa, neler oluyor hayatta…
Ve de emperyalist cenahta…
İşte tüm bu nedenlerden dolayı Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Çaldağı’nda at koşturan İngiliz maden şirketine “höt” diyemez!
Diyebilemez!
Zira dedirtmezler…
Arınç’ın gücü ancak ve ancak Alaşehir’de, Turgutlu’da gariban çiftçiyi azarlamaya yeter.
Bir de sorusunu beğenmediği gazeteciye, “Şeyini şey ettiğimin şeyi” demeye.
Bekleyelim görelim.
Bakalım Bülent Arınç, Turgutlu’nun Çaldağı’nda konuşlanan İngiliz maden şirketinin “şeyini şey edebilecek mi?”
| Print article | This entry was posted by admin on 30 Mayıs 2010 at 01:42, and is filed under Madenler, Projeler, Türkiye, ekoloji, jeomorfoloji, Çevre. Follow any responses to this post through RSS 2.0. Yazıya yorum yapmak için aşağıya gidin. Ping'lere izin verilmiyor. |
Henüz yorum yapılmamış
Eski Pilleri Çöpe Atma
yaklaşık 2 ay önce - Yorum yok
Atık piller çöpe atıldığı zaman dış kapları zamanla delinir ve bünyelerindeki metaller ve kimyasal maddeler toprağa ve suya karışabilir. Neticede atık piller çevre kirlenmesine yol açtıkları gibi, cıva ve kadmiyum gibi ağır metallerin besin maddelerine bulaşmaları sonucunda insan sağlığına zarar verebilirler. Taşınabilir ağırlıklardaki atık pillerinizi marketlerdeki atık pil kutularına atabilirsiniz. Pil miktarı fazla ise, Taşınabilir
KPSS Coğrafya 2 Türkiye’nin Fiziki Coğrafyası
yaklaşık 4 ay önce - Yorum yok
Alp- Himalaya sistemin üzerinde yeralan Türkiye, bütün jeolojik devirlere ait arazilere rastlamak mümkündür. Türkiye’de iç ve dış kuvvetlerin etkisi kuvvetli bir şekilde görülmektedir. Türkiye, genç bir yapıya sahip olduğundan faylar boyunca çukur alanlar ve depresyonlar görülmektedir. Magma bu kırık sahaları takip ederek yeryüzüne çıkmakta ve volkanik arazileri oluşturmaktadır. Türkiye’nin yer şekillerinin oluşumunda hem iç kuvvetler
Tembel Ayı Projesi
yaklaşık 6 ay önce - Yorum yok
Avrupa Hayvanat Bahçeleri ve Akvaryumları Birliğinin (EAZA) Türkiye’deki ilk toplantısına ev sahipliği yapan İzmir Doğal Yaşam Parkı’nın, dünyada soyu tükenmekte olan ”tembel ayı” (sloth bear) üretim projesine dahil edileceği bildirildi. İzmir Büyükşehir Belediyesinden yapılan yazılı açıklamada, dünyada soyu tükenmekte olan ve koruma altına alınan ”tembel ayı” üretim projesi çerçevesinde yapılan toplantıya, Hollanda, Almanya ve Türkiye’den
Kelebeklerin Sırrı
yaklaşık 11 ay önce - Yorum yok
Türkiye, bir “kelebek cenneti”…. Ancak onlar da tehlikede… Türkiye’deki Kelebeklerin Kırmızı Kitabı, onları korumaya karar verenler için önemli bir başucu kitabı…. Türkiye’deki kelebeklerin ne denli önemli olduğunu anlatmaya kararlı bir grup var… Doğa Koruma Merkezi… Bu konuda bilimsel araştırmalar yapıyorlar… Ama sadece araştırmalarla sınırlı kalmıyor yaptıkları… Kelebek gözlemcilerinin sayısının artması için de uğraş veriyorlar… Doğa
Manisa Çaldağ’da Doğa Katliamı
yaklaşık 1 yıl önce - 3 yorum
Manisa Çaldağ’da bir doğa katliamına ramak kaldı. Önce vakti olmayanlara kısa tarihçe sunalım: Sardes Nikel Madencilik adlı İngiliz şirket buradan 15 yıl boyunca nikel çıkarmak üzere izinlerini aldı… Aslının 200’de biri oranında küçüklükte bir pilot tesis kurdu. Sonra çevreciler ayaklanınca madenin izni iptal edildi. Bu arada madencilik yasalarında bazı değişiklikler yapıldı. Şirket yatırım için parayı
Kızıl Zehir Bizi Nasıl Etkileyecek?
yaklaşık 1 yıl önce - 2 yorum
Macaristan’da hükümet, geçen hafta zehirli atık yayan alüminyum fabrikasının rezervuarının önüne yeni bir set inşa etmek için zamana karşı bir yarışa girişti.Setlerden ikisinin yıkılması ve binlerce ton zehirli atığın yayılmasıyla Macaristan ve çevresini etkileyen felakette yedi kişi de hayatını kaybetmişti.Çevre Bakanı Zoltan İlles, duvarları çatlamış durumdaki rezervuarda halen milyonlarca ton zehirli atık bulunduğunu belirterek, duvarların
“Doğada Çözünür” Poşetler, Gerçekten Doğa Dostu mu?
yaklaşık 1 yıl önce - 3 yorum
Buğday Derneği, son zamanlarda Türkiye’deki marketlerde yaygın olarak kullanılmaya başlanan “biyo-bozunur, doğada %100 çözünür” naylon torbaların gerçekten doğa dostu olup olmadıkları konusunda Plastics Europe temsilcisi Michael Poulsen ve İTÜ Çevre Mühendisliği öğretim görevlisi Doç.Dr. Osman Arıkan ile görüştü. Çoğunluğu petrol türevi olan polietilenden üretilen naylon torbalar, doğada 100-10.000 yılda çözünebildiğinden ve üretiminden atığa kadar tüm
Nükleer Anlaşma Meclis’ten Geçmemeli !!!
yaklaşık 1 yıl önce - Yorum yok
Rusya ile Türkiye arasında Türkiye’nin geleceğini önümüzdeki 100 yıl boyunca etkileyecek olan bir anlaşma imzalandı. 4 reaktörden oluşan bir nükleer santralin Akkuyu’da yapılması üzerine çoğunlukla ticari usulleri düzenleyen bu anlaşma, Türkiye için ne ifade ediyor? nukleer-soru-isareti Öncelikle, Türkiye’de enerji konusunun daha çok teknik bir mesele olarak algılandığını ve entelektüel camianın pek de ilgi alanına giremediğini
Kaş’ta ki Deniz Dibi Tahribatı Önleniyor
yaklaşık 1 yıl önce - 2 yorum
WWF-Türkiye, teknelerin demirlemesiyle deniz dibinde oluşan tahribatın önlenmesi amacıyla dalış cenneti Kaş’ta sabit şamandıra sistemi kuruyor.Artık tekneler denize çapa salmak yerine sabit şamandıralara bağlanacak, deniz çayırları özgürce büyüyecek. Denizlerin akciğerleri olarak tanımlanan ve Akdeniz’e özgü deniz bitkileri olan deniz çayırları, denizlerdeki canlı yaşamı için en verimli bölgeleri oluşturur. Deniz çayırlarının balık stoklarının ve denizdeki oksijen
Akkuyu Nükleer Santrali Dünyada bir ilk!!!
yaklaşık 1 yıl önce - Yorum yok
İktidar yanlısı bir gruba ihale edilmesi güçlük çıkardığı için Rusya ile “devletten devlete bir proje” olarak anlaşılan Akkuyu nükleer santral yasa tasarısı komisyondan sessiz sedasız geçti. Ancak genel kurula geldiğinde büyük tartışmalar yaratması beklenen tasarının içeriğinde bağımsızlığa aykırı birçok hüküm vardı. Milliyet yazarı Melih Aşık bu hükümleri CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk’e dayanarak bugünkü


