AB’nin kararı Türkiye’yi bağlar
Uzmanlar, AB’nin sera etkisi yaratan gazların salımının 2020’ye kadar yüzde 20 oranında azaltılması kararını yorumladı. Ortak görüş; Türkiye AB’ye üye olmak istiyorsa bu kararlara uymak zorunda.
İSTANBUL - Brüksel’deki bahar zirvesini küresel ısınmaya ayıran AB liderleri, karbon salımlarının 2020’ye kadar en az yüzde 20 oranında azaltılması yönünde karar aldı. Yrd. Doç. Dr. Semra Cerit Mazlum, “Karar şu anda AB’ye üye 27 ülkeyi bağlıyor. Ancak adaylık sürecinde bulanan Türkiye bundan öncekileri olduğu gibi bu kararı da dikkate almak zorunda” şeklinde konuştu. Dr. Cengiz Aktar da “AB tarafının Türkiye’den isteyeceklerinin başında Kyoto Protokolü ve bu sözleşmelerin imzası var. Türkiye birliğe üye olmak istiyorsa bu karalara kesinlikle uymak zorunda” dedi.
Avrupa Birliği, geçtiğimiz Cuma günü Brüksel’de yapılan AB Liderler Zirvesi’nde, sera etkisi yaratan gazların salımının 2020’ye kadar yüzde 20 oranında azaltılması kararını benimsedi. Buna göre 2020’ye kadar güneş, rüzgar ve barajlardan elde edilen yenilenebilir enerjinin toplam tüketimdeki payının yüzde 20’ye ulaştırılması, toplu ulaşımda kullanılan araçlarda bitkisel akaryakıt olarak nitelendirilen bio-yakıtlara daha fazla pay ayrılması gerekiyor.
Kararlarda, enerji üretimi ve dağıtımının farklı şirketlerce yürütülmesi istenirken, enerji piyasasında ve altyapısında ülke sınırlarının (ve korumacılığın) kaldırılmasına vurgu yapılıyor.
AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso ise toplantıyı, “sonuçları açısından şimdiye dek katıldığı en önemli zirve” sözleriyle överken, “Çok iddialı, fakat ulaşılabilir gerçekçi hedefler belirlediklerini” anlattı.
Barroso, aldıkları bağlayıcı kararların “tek tek ülkeler için değil, AB’nün bütünü için” geçerli olduğunu belirterek, AB Komisyonu olarak “liderlerin siyasi taahhütlerini aldıklarını ve yapılacak çalışmalarla bunun AB müktesebatı haline getirileceğini” söyledi.
“TÜRKİYE ÇEVRE POLİTİKALARINI GÖZDEN GEÇİRMELİ”
MÜ Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden Yrd. Doç. Dr. Semra Cerit Mazlum, kararın Kyoto Protokolü’nü destekleyici nitelikte olduğunu ve müzakere sürecindeki Türkiye’yi şu anda olmazsa bile gelecekte mutlaka etkileyeceğini söyledi. “Karar şu anda 27 üye ülkeyi bağlıyor. Fakat Türkiye’nin müzakereler boyunca Kyoto Protokolü’ne taraf olması gerekecek. Yani üye olmak için Türkiye’nin birliğin kararını değerlendirmesi ve çevre politikalarında bu kararı da gözden geçirmesi lazım.”
“AB’YE ÜYE OLMAK İSTİYORSA KARARA UYMAK ZORUNDA”
AB Uzmanı Dr. Cengiz Aktar ise Kyoto Protokolü’ne taraf olmayan Türkiye’nin uluslararası sözleşmeler çerçevesinde henüz bir sorumluluğu olmadığını ancak bu konunun AB’nin öncelikleri arasında bulunduğunu söyledi. Aktar, “AB tarafının Türkiye’den isteyeceklerinin başında Kyoto Protokolü olmak üzere başka uluslararası sözleşmelerin imzası var. Ancak Türkiye’nin AB çevre politikasına ve bağlayıcı kararlarına uyumu başlı başına bir konu. Çünkü bu çok pahalı bir uyum, yıllara yayılmış olsa bile sanayinin bu duruma ayak uydurması için asgari 70 milyar Euro’luk masraf gerekecek. Bu son karar da o uyulması gereken ortak yönetmeliklerden biri olacak, karar Türkiye’yi hemen etkilemeyebilir ama üye olmak istiyorsa Türkiye bu kararlara kesinlikle uymak zorunda” dedi.
“MALİYETLER ÜYELİKTEN VAZGEÇME NEDENİ OLABİLİR”
“Hükümet ve sanayi kesimi Türkiye’de küresel ısınma sorunu olmadığını düşünüyor” ifadesini kullanan Aktar, “Dolayısıyla bu konuda adım atmaya niyetleri yok gibi görünüyor. Çünkü bunlar çok pahalı uyumlar. Hükümet zaten meselenin neredeyse farkında bile değil, Türkiye’de böyle bir sorun olmadığını söylüyorlar. Ama Türkiye sera gazı salınımında hızla ilerliyor, çünkü hızla sanayileşiyor. Türkiye günün birinde AB’den cayarsa, cayma nedeni de bu maliyetler olacaktır” şeklinde konuştu.
“KARAR YÜK PAYLAŞIMI ESASINA DAYANIYOR”
Küresel ısınma ve çevre konusundaki düzenlemelerin diğer aday ülkeler gibi Türkiye için de izlenmesi gereken zorunluluklar olduğunu vurgulayan Semra Mazlum ise, kararın “Yük paylaşımı” esasına dayandığının altını çizdi. “AB yüzde 20 indirim kararını üye ülkelerin durumuna, ekonomik koşullarına göre paylaştıracak yani yük paylaşımı yapacak. Örneğin Almanya daha fazla sera gazı indirimi yapacak ama Polonya daha az. Bazı ülkelere ekonomik durumları gereği farklı uygulama yapılacak, hatta birinci dönemde bazı ülkelerin sera gazını azaltması yerine artırması da mümkün. Denge, öteki AB ülkelerinin daha fazla indirimleri ile sağlanacak. Aday olursa bu paylaşımda Türkiye’nin emisyonu azaltması ya da artırması yönünde karar verilebilir.”
“AB’NİN UZUN DÖNEMDE HEDEFİ YÜZDE 60”
AB’nin küresel ısınma açısından endüstri öncesi dönemin 2 derece üzerine çıkma ve öyle kalma gibi bir hedefi olduğunu belirten Mazlum, “Bunu sağlayabilmek için de emisyonların yüzde 60 civarında azaltılması gerekiyor. AB bunu da 2050’ye kadar gerçekleştirilecek hedefler olarak ortaya koyuyor ve yüzde 30 oranına da özellikle Amerika gibi gelişmiş ülkelerin katılımıyla erişmeyi amaçlıyor”dedi.
TÜLAY SAĞLAM
NTV-MSNBC
Güncelleme: 10:35 TSİ 13 Mart 2007 Salı