SERA ETKİSİ
ahmetgokcepinar tarafından çevre, Dünya, Küresel Isınma ile ilgili olarak yayınlandı.#3
Uzun Dönemde, yeryüzünün, güneşten aldığı kadar bir enerjiyi uzaya vermesi gerekir. Güneş enerjisi yeryüzüne kısa dalga boyu radyasyon olarak ulaşır. Gelen radyasyonun bir bölümü, yeryüzünün yüzeyi ve atmosfer tarafından geri yansıtılır. Ama bunun büyük bölümü, atmosferden geçerek yeryüzünü ısıtır. Yeryüzü bu enerjiden, uzun dalga boyu, kızılötesi radyasyonla kurtulur (başka bir deyişle onu uzaya geri gönderir).
Gezegenimizin yüzeyi tarafından yukarıya salınan kızılötesi radyasyonun büyük bölümü atmosferdeki su buharı, karbondioksit ve doğal olarak oluşan diğer “sera gazları” tarafından emilir. Bu gazlar enerjinin, yeryüzünden geldiği gibi doğrudan uzaya geçmesini engeller. Birbiriyle etkileşimli birçok süreç (radyasyon, hava akımları, buharlaşma, bulut oluşumu ve yağmur dahil) enerjiyi atmosferin daha üst tabakalarına taşır ve enerji oradan uzaya aktarılır. Bu daha yavaş ve dolaylı süreç bizim için şanstır; çünkü yeryüzünün yüzeyi enerjiyi uzaya hiç engelsiz gönderebilseydi, o zaman yeryüzü soğuk ve yaşanmaz bir yer, Mars gibi çıplak ve ıssız bir gezegen olurdu.
Sera gazı emisyonları, atmosferin kızılötesi enerjiyi emme kapasitesini arttırarak, iklimin gelen ve giden enerji arasında tutturduğu dengeyi bozmaktadır. Eğer bütün etmenlerin aynı kaldığını varsayarsak, uzun ömürlü sera gazları birikimini iki katına çıkması (ki bunun 21.yy başlarında gerçekleşeceği tahmin edilmektedir), gezegenimizin uzaya enerjiyi aktarımını yaklaşık yüzde 2 azaltacaktır. Enerji öyle basitçe birikemez. İklim şöyle yada böyle fazla enerjiden kurtulmasını sağlayacak kimi değişikliklere uğrayacaktır. Yüzde 2 küçük bir oran gibi görünse bile, yeryüzünün tümü ele alındığında bu durum, her dakika yaklaşık 3 milyon ton petrolün içerdiği enerjinin bir yerde tutulmasına denktir.
Biliminsanları, iklim sistemini kontrol eden enerji “motorunu” değiştirmekte olduğumuza işaret etmektedir. Şokun hafifletilebilmesi için bir şeylerin değişmesi gerekmektedir.
Başlıca Sera Gazları:
İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi, 1987 tarihli Birleşmiş Milletler Ozon Tabakasının Korunması Sözleşmesi Montreal Protokolü ile kontrol altına alınamayan bütün sera gazlarını içermektedir. Buna karşılık Kyoto Protokolü aşağıda belirtilen 6 sera gazıyla ilgilidir:
· Karbondioksit (CO2)
· Metan (CH4)
· Diazot monoksit(N2O)
· Hidroflorokarbonlar (HFCs)
· Perflorokarbonlar (PFCs )
· Kükürt heksaflrid (SF6)
Yukarıda verilen ilk üç sera gazı emisyonlarının, insan etkinlikleri sonucu ortaya çıkan küresel ısınma etkisi içindeki paylarının sırasıyla %50, %18 ve %6 olduğu tahmin edilmektedir. HFCs ve PFCs, Montreal Protokolü uyarınca kullanımı kısıtlanan kloroflorokarbonlar (CFCs ) gibi ozon tabakasını incelten maddelere alternatif olarak kullanılmaktadır.
#2

Yazılar (RSS)
Mart 29th, 2008 01:27'de
Arkadaşlar siteye destek olmak için ana sayfadaki ‘REKLAMLAR’ başlığı altındaki linklere tıklarmısınız:)
Nisan 8th, 2008 15:08'de
cok begendim.harika yazmişsınız .tek kelimeyle harika.çoooooooooooooooooooooooookkkkkkk bayıldıııııııııııımmmmmmmmmmmmm.ona göre bütün sanatcilara verecem bu siteyi neyse hoşca kalin.